10 Kasım 2008 Pazartesi

2006 Sziget Festivali


2008'de Türkiye topraklarından ilgiyle beklenen ve ardından da ilgiyle gidilip yerinde takip edilen Sziget Festivali'ne biz 2006 yılında gitmiş, orada sonradan adı Terorizer olan ancak yaygın adı Morbid Angel olan grubun güzide davulcusuyla konuşmuştuk. Bununla da kalmayarak, Türkiye'yi festivalin Wan2 Stage'inde başarıyla temsil eden Manga'yla aynı heyecanı paylaşmış, onların performansını ilgiyle izlemekle kalmayıp, bunu kayıtlı hale de getirmiştik. Yine aynı sahnede heyecanla beklenen bir diğer isim ise, bu festvalden birkaç hafta sonra Rock'n Coke'a çıkacağı aylar öncesinden duyrulan Gogol Bordello'ydu. Rock'n Coke sahnesinde onları televizyondan izlemiş ancak performanslarının üçte birini bile göstermediklerini görmüştük. Onlarla yaptığımız röportajda, barış yanlısı bir grup olduğunu öğrenmiştik. Sonraki yıllarda ise Eugene ve arkadaşları özellikle de Sulukuleli roman kardeşlerimize verdikleri destekten dolayı yarı Türkiyeli bile sayılmadılar mı???

ŞİMDİ bu kadar ön açıklamadan sonra...
2006 SZİGET FETİVAL İzlenimleri

Macaristan'dan Avrupa'nın en büyük festivallerinden:

Sziget Festivali 2006

Sziget Festivali

Bundan 14 yıl önce, sadece kendi aralarında eğlenmek isteyen birkaç arkadaşın bir parti olarak başlattığı Sziget Festivali, ilk dört senesinde batmış, beşinci seneden sonra her açıdan profesyonelleşmeye başlamış bir festival olarak sadece ülkesinin değil, tüm Avrupa’nın en büyük festivallerinden biri haline gelmiştir.

Bu yıl 14.’sü düzenlenen ve 9-16 Ağustos 2006 tarihleri arasında, yaklaşık 76 bin metrekarelik alanda gerçekleştirilen festivalde 11 ayrı sahnede, 500’den fazla sanatçı ve grup izleyicisiyle buluşma fırsatını elde etti. Festival alanını anlamak için ise alan üç ayrı renkte bölümlere ayrılmıştır: mavi, sarı ve kırmızı.

Birbirinden farklı tınıların, renklerin, seslerin ve onlara eşlik eden seyirci kitlelerinin buluşma mekanı haline gelen Sziget Festivali’nin izleyici profilini çizmek neredeyse imkansızdı. Avrupa’da konuşulan hemen her dilin bir biçimde festival alanında konuşuluyor olmasının yanı sıra Afrika, Asya ve Amerika kıtalarından da dillerin birbiriyle buluşmasını gün içinde hissetmek mümkündü. Dillerin sustuğu yerde ise müzik zaten bir biçimiyle konuşmanın üstüne çıkmaktaydı.

Festival’in izleyici kitlesi çok kültürlü olduğundan, temel ihtiyaçlar da bu biçimde karşılanmaktaydı. Bir çok farklı yemek stadında hemen her ülkenin lezzetlerine rastlamak mümkündü; Türk Döneri, İtalyan makarna ve pizzası, Çin yemekleri, Pakistan’a özgü lezzetler, Fransız ve tabii ki Macar mutfağından çeşitler… (Varolan bu kadar çeşit yemeğin yanı sıra festival alanında her an hizmet veren marketlerden alışık olunan lezzetler yenebilir ya da evden getirilen yiyecekler de alanda tüketilebilirdi.)

Bu çok kültürlülüğün bir başka göstergesi ise gün içinde birlikte yapılan aktivitelerle pekişiyor, bilmeyenler yeni öğreniyor bilenler ise katılımlarıyla renk katıyorlardı. Bunlardan biri güne erken uyananların birlikte gerçekleştirdikleri, yoga, içsel Çin savaş sanatı olan ve çoğunlukla sağlık ve uzun yaşam amacıyla kullanılan bir terapi olarak uygulanan Tai – Chi, bir gece öncenin yorgunluğunu atmak için Tayland masajı yaptırma, ya da günün herhangi bir saatinde profesyonel dansözler öncülüğünde oryantal dans performanslarına katılabiliyorlardı. Rahatlıyor olmanın yanı sıra, kimi zaman izleyicilere de keyifli anlar yaşatıyorlardı.

Festival’in bir başka alanında kurulmuş olan bir başka alanda ise, Afrika evlerinde kahve içerken, yine Afrikalıların rasta yapmasını izlemek ya da yaptırmak, perküsyon şovlar izlemek veya kahvenin yanında, Osmanlı usulü dekore edilmiş bir çadırın içinde, nargile tüttürmek de mümkündü.

Çok kültürlülük sadece ülkelerle değil, kuşaklar arası eğlence alışkanlıkları ve her yaşa hitap edebilen oyuncakların yanı sıra oyunlar da oynanmaktaydı. Büyükler için hızını alamayan ve dengesi olmayan salıncak varken, küçükler için çok daha güvenli olan başka salıncaklar bulunmaktaydı. 60 metrelik bungee jumping ise gerçekten adrenalin isteyenler ve cesareti olanlar için festivalin favorilerindendi. Daha fazla eğlence için ise Sziget Festivali’nde Sziget usulü evlenen çiftler bile oldu.

Çoğu oyuncak tabii ki Festival’le anlaşmalı kimi firmaların sağladığı eğlenceliklerdi. Bunlardan bir tanesi de, bir çikolata firmasının erimiş çikolata içinde insanları güreştirmesiydi. Hediyesi de bir paket çikolataydı. Güreşen gençler havuzdan çıktıktan sonra, alkolün ve eğlencenin de etkisiyle yoldan geçenlere çikolatalarını bulaştırıyorlardı ki bu Sziget’de artık gelenekselleşmiş bir eğlenceydi.

Onbeş yıllık bir festivalin tabii ki gelenekselleşmiş pek çok unsuru vardır. Bunlardan bir diğeri ise, ana sahnede müzik bittiğinde, yol üzerinde bulunan çöp tenekelerine vurarak festival alanının tamamını kapsayacak bir ritmi yaygınlaştırmaktı. Ritim yayıldıkça enerji artıyor, günlerce uykusuz kalmış olan Sziget sakinlerinin enerjileri artıyor, eğlence hiç bitmiyordu.

Eğlenmenin yanı sıra yapılabilecek daha başka pek çok etkinlik, Festival alanında kurulan, Sivil Sziget isimli alanda sakin ve öğretici bir gün de geçirmek, kurulan standlar aracılığıyla pek çok ulusal ve uluslar arası sivil toplum örgütüyle bağlantıya geçmek mümkündü. Uyuşturucuların zararlarının yanı sıra, organik yiyeceklerin yararları, nükleer santrallerin tehditleri, hayvanların doğal dengeye katkıları, trafik kazalarının nedenleri, cinsel hastalıklardan korunma yöntemleri ve daha pek çok konu hakkında bir çok insanla konuşmanın yanı sıra, tartışmak, çeşitli sağlık testlerine katılmak…

Kendi sloganınızı uydurup, herhangi bir konu hakkında fikirlerinizi paylaşmak üzere defterler dolusu yazmak, savaşa karşı el izi bırakmak, gibi pek çok etkinlik bu alanın içinde yapılabilecekler arasındaydı.Bu alanın bir başka özelliği ise, tek bir amfi ve mikrofondan oluşan sahnesinde, isteyen herkesin herhangi bir şey hakkında şarkı söyleyebiliyor oluşuydu. Ya da sadece bir monitörün önünde, karaoke yapabilmek…

Macaristan’ın haber kanalı Hır TV sürekli alanda bulunan çadırından yeni yeni eğlenceli oyunlar ve programlarla Sziget’deydi ve çadırlarının yanında bulunan ekrandan insanlar dans ederken ya da çok ciddi bir tartışma programına katılmışken kendilerini canlı canlı seyredebiliyorlardı.

Festival alanında kurulan pek çok ticari tezgâhtan aradığınız her şeyi satın alabilmenin yanı sıra, çeşitli sponsorların açtığı standlarda dağıtılan hediyelerden de edinilebilmekteydi. Festivalin tezgâhından, festival çantası, şapkası, havanın durumuna göre yağmurluk ya da t-shitler alınabilmekteydi.

Eğlenmek ve yenilenmek için, vücutların alışık olmadığı yemekleri tatmak, alkollü içeceklerin dozunu bilememek, festival içinde her ne kadar yasak da olsa insan sörfü –body surf – yapmak, konseri en önde izlerken, ezilerek barikatlardan atlamak ya da düşmek gibi bir takım etkinlikler, kimileri için son derece zararlı olabilmekteydi. Bunun için ise, sivil toplum kuruluşlarının verdiği bir takım sağlık hizmetlerin yanı sıra, en büyüğü ana sahnenin yanında bulunmak üzere, bir çok sağlık çadırı, doktor ve hemşireleriyle Festival alanının sağlık güvenliğinden sorumluydular. Bu da izleyiciler için güveni arttırıcı, olumlu bir durumdu.


Sziget'te sahne ve performans alanları

Ana sahne – Nagyszinpad

Sziget Festival’inde 11 ayrı profesyonel sahne kuruldu. Bu sahnelerin en büyüğü, dünyada en çok dinlenilen grupların sahne aldığı, Nagyszinpad yani ana sahneydi. Ana sahne, alanın tam ortasına kurulmuştu. Sahne arkası iki ayrı bölümden oluşuyordu. Basın ve konuklar için ayrılmış olan VIP ve sahneye çıkacak olan grupların ön hazırlıklarını yapmaları ve dinlenmeleri için ayrılmış bir başka bölüm.

Ana sahnenin ışıklandırması ve arka dekorasyonu geçenin en sonunda sahne alacak her grup için, her gün ayrı bir düzenlemeyle hazırlanmaktaydı. Sahnede program her gün 16:30’da başlamakta, en son grup, 21:30 civarı sahne almakta ve iki saatlik performansının ardından gece ana sahne için noktalanmaktaydı. Her gün dört ayrı performansın gerçekleştiği sahnenin iki yanında monitörler bulunmakta ve önlerde yer bulamayanların da izlemesi sağlanmaktaydı. Engelliler için ise ana sahnenin rahatlıkla görülebileceği bir yükselti yapılmış, engelliler dışında kimsenin oradan konser izlenmesine izin verilmiyordu.

Konserler bittikten sonra bu alanda meraklısı için çeşitli ışık şovları da yapılmaktaydı

Pannon Dünya Müzikleri Ana Sahnesi – Panon Vilâgzenei Nagyszinpad

Festival alanının olukça uç bir noktasında bulunan ve başlı başına başka bir yerleşim gibi görünen Panon Vilâgzenei Nagyszinpad’da performanslar Saat 17:00 civarı başlıyor, 21:30’da başlayan son grubun performansı ile noktalanıyordu. Sahnede, ana sahnede olduğu gibi, her gün dört performans izlenebiliyordu. Telefon şirketi Pannon’un kurduğu sahnede kimlikleri bağlamında çok daha ‘etnik’ olduğu düşünülen müzisyenler sahne aldı.

Wan2 Sahnesi – Wan2 Szinpad

Dünyanın dört bir tarafından alternatif müzik yapan, kendi ülkelerinde, albüm satışları bakımından da oldukça başarılı ve davetle ya da kendileri baş vurarak katılan grupların sahne aldığı sahnelerden biriydi. Bu sahnede müzikler, saat 17:30’da başlıyor, en son grup sahneye, 02:30’da çıkıyordu. Wan2 Sahnesi, Panon Dünya Müzikleri Ana Sahnesi ve Ana Sahne’den farklı olarak kapalı bir alanda bulunmakta, zemini de ahşap kaplamaydı. Müzikle sallanan salonda dans başladığında ise sallantı daha da fazla artıyordu. Kimi zaman kamera kullanan basın mensuplarının durumdan muzdarip olduğu da gözlemlendi.

Dünya Sahnesi – Hammerworld Szinpad

Hammer Dünya Sahnesi, festivalin içinde, başka bir festival, Sziget şehrinde ise küçük bir köy olarak tasvir edilebilecek yerlerden biriydi. Kendi yeme – içme alanları, t-shirt ve albüm satış merkezi olan ve herkesin siyahtan başka bir renk taşımadığı, izleyiciyle, kimi müzisyenlerin iç içe olup da sohbet edebildiği, hatta çoğunlukla beraber bira içtiği bu alan metal müzik icracılarının ve izleyicilerinin özerk bölgesi gibiydi.

Bu sahne de köyün içine yerleştirilmiş büyük bir çadırın içe kurulmuştu. Müzisyenlerle, köyün içinde iletişim kuramayan kimi seyircilerle müzisyenler arasında ağız dalaşı ya da benzeri komiklikler de, kimi zaman sahneye taşınıyordu.

Roma Çadırı – Roma Sátor

Roma çadırı ağırlıklı olarak, çingene müziklerinin icra edildiği bir sahneydi. Dünyanın dört bir tarafından özgün çingene müziklerinin buluştuğu bu sahnede konserler, saat 19:00’da başlıyor, saat 00:30’da en grup sahne alıyor, hemen arkasından ise, çeşitli görsellerin izletilmesiyle sahne kapanıyordu. Bu sahne de kapalı bir alanın ortasına kurulmuş sahnelerden biriydi. Ahşap zemini benzerleri gibi müziğin ritmine göre sallanmaktaydı. İzleyiciler ise çoğu ritmik olarak hızlı olan müziklerle beraber dans etmeyi ihmal etmiyorlardı.

Afro - Latin Sahne ve Köyü – Afro - Latin Szinpad És Világfalu

Festivalde biraz dinlenmek ve iyi bir fincan kahve içip, saçlarını Afro – Latin tarzda yaptırmak, sembolik Afrika evlerinde rahatlamak, ya da Afrika enstrümanlarıyla yapılan müziklere yine yerel enstrümanlarla eşlik etmek isteyenler için oldukça yeterli bir yerdi. Kahveler hemen o anda orada yakılmış ocağın üzerinde kavrulmakta ve etrafa kokularını salmaktaydılar.

Bu köyde bir de çeşitli Afro – Latin grupların sahne aldığı küçük bir sahne de bulunmaktaydı.

Önceden belirlenmiş konserler, genellikle !8:45 civarı başlamakta, izleyicilerine hareketli dakikalar yaşatmaktaydı. Bu sahnenin bir diğer özelliği ise, Afrika ülkelerinin bayraklarıyla donatılmış olmasıydı.

İzlenememiş Sahneler;

Bahia Sahnesi – Bahia Szinpad

Rockinform Sahnesi – Rockinform Szinpad

Zúzda Sahnesi – Zúzda Szinpad

Tv2 Mega Dans Pop Sahnesi – Tv2 Megatánc Pop Szinpad

Pesti Est Sahnesi – Pesti Est Szinpad

Müpa Jazz Sahnesi – Müpa Jazz Szinpad

Blues Szinpad És Full of Mojo Session Sahnesi – Blues Szinpad És Full of Mojo Session Szinpad

Port. HU Talentum Sahnesi – Port . HU Talentum Szinpad

Sziget festivalinde hemen her sahneyi izlemek pek mümkün değildi. Hatta festival boyunca, dağıtılan broşürlerden edinilerek bilinçli bir biçimde hangi sahnede kimlerin performanslarının olacağını takip etmek ve programlı bir biçimde hareket etmek gerekmekteydi. Bu yüzden adı yazılı sahneler takip ya edilemeyen ya da hatırlanamayan sahneler arasında yer almaktadır.

Sihirli Ayna – Magic Miror

Her ne kadar adı sihirli ayna olsa da festival alanında ana sahneye diğer sahneler kadar uzak bir mesafede olmayan bu performans merkezinin dekorunda gerçekten de birkaç ayna bulunmakta. Bu alanda geceleri düzenlenen şovlar, defileler ve ara sıra konserlerin yanı sıra gündüzleri Macarca alt yazılı dünya ya da İngilizce alt yazılı Macar sinemalarından örnekler de izlemek mümkündü. Dans ve zenne gösterilerinin bir kısmı bu alanda gerçekleşmekteydi. Küçük bir amfi tiyatroyu andıran bölüm, kapalı bir alandan oluşmaktaydı.

Luminarium – Luminarium – Levity II

Mimari erkekler tarafından inşa edilmiş bir yapı için

Boyası renklerin kullanımının ve karışımının sanatı için tasarlamış.

Performans, ziyaretçilerin duygusuz olmayan, katılımı

Fakat bunlardan hiç biri, bir şey kesinlikle: sanat

Luminarium Tasarımcıları

Luminarium, 800 metrekarelik bir alana kurulmuş ve renkli labirentlerden oluşan bir alandı. İçleri havayla doldurulmuş, bir mekan tasarımıdır. Mimari olarak yenilikçi bir üslubu benimsemektedir. İslamî mimarinin yanı sıra, doğal geometrik unsurlar kullanılmaktadır. Camilerin kubbelerinden esinlenerek yuvarlak hatlar oluşturulmuştur. Değişik renklerden oluşan koridorların içinde insanların rahatlaması hedeflenmektedir.

İçeriye girerken bir kılavuz, içeride nelerin yapılıp, nelerin yapılmaması gerekliliğini anlatmaktadır. Ayakkabılar ve yüklü çantalar Luminarium’un dışında bırakılmaktadır. 14 yaşın altındaki çocuklar içeriye sadece ebeveynleriyle beraber alınmakta, içeride ise 15 dakikadan fazla kalınmaması tavsiye olunmaktadır.

Mekan hava yoluyla ayakta durmakta olduğundan, girişte itici bir hava akımıyla karşılaşılmaktadır. İngiliz mimarlar tarafından yaratılmış Luminarium’da LevityII Sziget Festivali’nde sergilenen bir çeşittir. Levity II dışında da pek çok farklı mimari çeşitlilikte Luminarium bulunmaktadır. Festivalin ilginç alanlarından biri olan Luminarium, 15 dakikalığına da olsa rahatlamak ve eşsiz bir mimarinin içinde bulunmak isteyenler için unutulmazdı.

Macar Televizyonu Tiyatro ve Dans Çadırı – Magyar Televízió Szíház - És Táncsátor

Bu alan diğer sahnelerden farklı olarak modern sanatın örneklerinin izlenebileceği bir sahneydi. Macaristan’ın ulusal televizyonu tarafından kurulmuş alanda, dünyanın pek çok yerinden sanatçılar katılmıştı. Tiyatro performanslarının yanı sıra, dansçıları da izlemek mümkündü. Bu çadırın etrafında örgütlenen alanda sadece tek bir sahne bulunmamaktaydı: Grass adı verilen bir mekan, açık hava sahnesi, tiyatro çadırı ve performans çadırı olarak 4 ayrı platform bulunmaktaydı. Uzakdoğu sanatlarından, Türkiye’ye pek çok performansı izlemenin mümkün olduğu sahnede, saat 20:00’da başlayan performanslar, son ekibin saat 00:00’da sahne almasıyla sona ermekteydi.

Etnografik ve El Sanatları Yeri – Etnographic and Handicraft Site

Bu alan adında anlaşılacağı gibi Macaristan’dan dışından gelmiş olanlar için kurulmuş bir alandı. Bu senen ilk defa festival içinde böyle bir atölye kurulmaktaydı. Gezip, Macar geleneksel el sanatları hakkında fikir edinmenin yanı sıra, her gün saat 12:00’dan 20:00’a kadar süren atölyelerde, el sanatlarının yapımı konusunda fikir de edinilebilmekteydi.

Üç Ayrı Noktada Benzer Eğlenceler:

Dev Sokak Tiyatrosu – Nagy Utcaszínházak

Otomatik Tiyatro – Teatro de Automatas

Gezici Eğlence Panayırı – Vándor Vurstli

Bu ayrı nokta, birbirlerine oldukça yakın bir alanda kurulmuştu. Avrupa’nın gezici tiyatrolarıyla, İspanya’nın otomatik kuklalarının butluğu bir alandı. Etrafında çadırların kurulu olduğu bu alan festivalden farklı da bir havaya sahipti. Ateş gösterilerinden, ateş dansçılarına, hokkabazlardan, dev kuklalara kadar, kimi zaman festival alanında dolaşarak gösterilerine izleyici toplamaya çalışan ekiplerin performanslarını izlemek mümkündü.

Son derece yüksek enerjileriyle, seyircilerin de katılımına izin veren performansçıların büyüleyici gösterilerini sadece Avrupa’nın tek tek kentlerinde dolaşmaya gerek kalmadan bir arada izleyebilmek için bulunmaz bir fırsattı.

Sessiz Disko – Silent Disco

Her gece bin kulaklıkla hizmet vermekte olan sessiz diskonun en büyük özelliğinin içeriden hiç müzik sesinin gelmiyor oluşuydu. Müzik sesinin yerini, kulaklıklardan gelen müziklerin coşkusuyla çığlık atmakta olan insanların sesiydi.

Saat 21:00 civarı hizmet vermeye başlayan diskoda müzik sabah saat 04:00’a kadar devam etmekteydi. İki ayrı kanal bulunan kulakların, birinci kanalında, dünya dans müziklerinden, ikinci kanalından ise, Macar Underground müziklerinden örnekler eşliğinde dans etmek mümkündü. Kulaklıkların sayısının bin olmasına rağmen, ana sahnede müzik bittikten sonra eğlenceye doymayanlar sessiz diskonun önünde uzun kuyruklar oluşturmaktaydılar.

Octopus Multi - Art Alanı – Octopus Összmüvészeti Helyszin

Bu alan festivalin içinde farklı bir alanda kurulmuş olan bir alandı. Renkli ışıkları takip ederek rahatlıkla bulunabilen alan içinde, pek çok farklı performans, sergi, multi – medya gösterileri, üniversite öğrencilerinin disiplinlerarası işlerinin takip edilmesi mümkündü. Bütün bunların yanı sıra profesyonel sanatçılar eşliğinde workshoplara da katılıp, yeni bir şeyler öğrenilerek, tasarımlar yapılabilirdi.

Alan içindeki kapalı sergi mekanlarında geceleri banttan verilen konserleri izlerken uyuya kalınmaya da izin verilmekteydi. Öyle ki güvenlik görevlileri içeride uyuyanlar varken, serginin gezilmesine ya da içeriye girilmesine izin vermiyorlardı.

Mokka Cuka ve Diğer Alanlar

Festivalde sabaha kadar dans edilebilecek pek çok farklı disko alanının kimisinde canlı müzikler, kimilerinde ise djler eşliğinde sabahın ilk ışıklarına kadar dans etmek mümkündü. Mokka Cuka da bunlardan sadece biriydi. Avrupa’nın pek çok yerinden gelmiş djler eşliğinde dans edilebilirdi. Dinlenmek için ise dış mekanlarda kurulmuş masalarda oturmak, yemek yemek ya da bir çok farklı milletten insanlarla sohbet edilebilirdi.

Festivalin Yayınları

Festivale gitmeden önce festivalde nelerle karşılaşılacağına dair, ulaşımdan, alan dışında kalınabilecek yerlere, hangi sahnede kimin performansının izlenebileceğine kadar hemen her soru cevap alınabilecek bir resmi internet sitesi bulunmaktadır. Dolayısıyla bu internet sitesinden pek çok bilgi edinilip, hazırlıklı gitmek mümkündü.

Festivalin başından sonuna kadar nerede ne olduğunu ve içeriğini anlatan, içinde performans merkezlerinin nereler olduğunu gösteren bir haritanın da bulunduğu kalın kitapçıklar kılavuz olmaktaydı. Kimsiyse hiç bir şey sormaya gerek bıraktırmayan kitapçıkların pek çok artısı bulunmaktaydı bunlardan biri ise, yiyecek ve içecek fiyatlarının kitapçıkların arkasında ilan edilmiş olmasıydı. Böylelikle, izleyiciler neye ne kadar para vermesi gerekliliğinin bilinciyle hareket etmesini sağlanmıştı.

İngilizce ve Macarca olarak iki ayrı dilde, dilde basılan kitapçıkların yanı sıra, Budapeşte’de günlük olarak metro ve kafelerden ücretsiz olarak edinilebilen günlük küçük gazete: Metro, Sziget Festivali’nde, neler olup bittiğinden her gün haber vermekteydi. Bu gazetenin 4. ve 5. sayfaları ise yabancı konuklar için İngilizce olarak basılmaktaydı.

Bazı diğer yerel yayıncılar ise festivale özel basmış oldukları dergileri ücretsiz dağıtmaktaydılar. Ancak bunların pek çoğu Macar’caydı. Bunlardan biri ise ulusal gazetelerden biri olan ve çadırı ana sahnenin karşı çaprazında bulunan Népszabadság idi.

Basına özel çıkan günlük raporlar ise, VIP’den her günün ayrı ayrı gelişmelerini anlatırken, kaç izleyicinin nerede neyi seyrettiğini belirtmekteydi. Basın için kullanılan ve basın toplantılarının yanı sıra, çeşitli seminerlerin de yapıldığı profesyonel alanda ise, çeşitli fotoğraf, DVD, katalog ve rapor gibi dokümanlardan edinilmek mümkündü.

İzlenilen Festival Performanslarından Bazılarının Değerlendirilmesi

Sziget’de festivalin tamamını izlemek imkansız olduğundan ancak, seçilmiş ya da tesadüfen karşılaşılmış performansların gözlemleri yapılabildi. Festivale ise ikinci gün dahil olunabildi ve konserler ikinci günden itibaren izlenebildi.

10 Ağustos 2006

Ana sahnede ikinci gün, yer alan gruplar arasında ise ancak sahneye en son çıkan İtalyan müzisyen Jovanotti’nin performansı takip edildi. Asıl adı, Lorenzo Raccolta olan müzisyen dünyaya adını “Lombelico del Mondo” şarkısıyla duyurmuştu. Anti – Kapitalist olarak bilinen ve politik karakteriyle de izleyenlerinin yanı sıra devlet adamlarının da ilgisini çekmiş olan

Jovanotti’nin İtalyan izleyicileri Jovanotti sahneden inene kadar “Pace” barış bayraklarını indirmemekte ısrarlıydılar.

Sahnede beraber müzik yaptığı insanlar tıpkı kliplerindeki müzisyenler gibi farklı ırklardan insanlardı (bu Jovanotti’nin büyük özellikleri arasında yer almaktadır, öyle ki; Bedevilerle birlikte çadır kurup müzik yaptığını yazdığı kitabında da anlatmaktadır). Sahne şovuna sadece sesiyle değil, turn – table’la da katılan müzisyen pek çok şarkısını izleyicilerinin eşliğinde söylerken, izleyicileriyle sahneden de olsa sıcak ve cana yakın ilişkisi ile dikkat çekti. İzleyenler ise inanılmaz danslarıyla Jovanotti’nin enerjisine enerji kattı. Konseri ise yaklaşık 20 – 25 bin kişi izledi.

Ana sahnede müzik bittikten sonra, Roma Çadırında saat ‘3:00’da başlamış olan konserin ortalarına doğru yetişilebildi. Sahnede Avusturya’dan çingene ruhunu getirdiğini söyleyen ve kendisine eşlik eden grubun da adı olan Harri Stojka ve “Gipsysoul” bulunmaktaydı. Sahnede iki kadın vokal, darbuka, akordeon, bas gitarın yanı sıra Harri Stojka İspanyol gitarıyla yer almaktaydılar. Şarkı söylerken dans da etmekte olan ekip sahnede eğlenirken aynı zamanda eğlendirmekteydiler.

11 Ağustos 2006

50 bin ziyaretçiyi ağırlayan Sziget Festivali’nin üçüncü gününde, 200 program sorunsuz gerçekleştirildiği bildirildi. Ana sahnede, 17:30’da sahne alan The Guru Jazz Matazz’ın performansı sahneye çıkan ilk grup olmasına karşın oldukça iyiydi. Arkasından sahne alan Sziami’yle coşan seyirci, gecenin sonunda sahne alan ve son zamanların en iyi pop grubu olarak da bilinen, çoğunluğu eşcinsellerden oluşan Scissor Sisters’ın performansı gerçekten izlenmeye değer konserler arasında yer almaktaydı. Sahne dekoru, grubun kimliğini yansıtacak şekilde dizayn edilmiş, ışıklar da sahne dekorunu ve performansları ön plana çıkaracak bir biçimde düzenlenmişti. ABD’li grup, kıyafetlerinin de parlaklığı göz kamaştırıyordu.

İsminin anlamının ‘lezbiyenler’ olduğu düşünülürse, kendisine göre zaten oldukça iddialı olan grubun performansı da oldukça cüretkârdı. ‘Sound’ları için ise albümlerinden çok da farklı olmadığını söylemek yerinde olacaktır.

Kendi parçalarının yanı sıra yaptıkları ‘cover’larla da dikkat çeken Scissor Sisters’ın seyircilere verdikleri gizli mesajlar ve sözler dikkat çekiciydi. Sciosser Sisters festivale katılıp da basın toplantısı düzenleyen nadir gruplardandı. Basınla olan diyalogları da oldukça sıcaktı.

12 Ağustos 2006

Kimi izleyicilerin sadece bu geceki performans için geldiği düşünülecek olunursa, gecenin gerçekten en kalabalık konserlerden birine ev sahipliği yapacağı açıkça ortadaydı. Gündüz saatlerinde, ilk albümleri “The Repulsion Box”, 6 Haziran 2006’da çıkmış olan genç müzik gruplarından Sons And Daugters’ın müzikleriyle dans eden izleyicilerin asıl derdi çok fazla kendilerini yormadan geceleyin gerçekleşecek konser için önlerden yer kapabilmekti.

Ancak özellikle şarkı sözleriyle dikkat çeken Belçikalı grup Deus’u da izleyenler keyifli dakikalar geçirerek rock müziğe doydular.

Ardından sahne alan Macar grup Heaven Street Seven ise saat 21:30’da sahne alacak Radiohead için ön hazırlık ya da dinlenme olarak değerlendirilebilecek bir performans gerçekleştirdiler.

Radiohead sahneye çıkmadan önce ise oldukça büyük bir ara gerçekleşti. Sahne ışıkları maviye döndü. Elektro – akustik müziğin dev isimlerinden olan Radiohead her zamanki bunalım müzikleriyle seyircilerinin duygularına tercüman olmaya gayret etti. Kimi zaman seyirciyi unutup, kendileri için çalan grubun, festivale gelirken, Londra havaalanında yaşanan paniğin kendilerine de yansıtıldığı ve morallerinin çok yüksek olmadığı en azından bazın mensuplarına bildirilmişti.

Basının da çok büyük ilgi gösterdiği grubun fotoğraflarını çekmek için sahne önüne geçebilmek, önceden rezervasyon gerektirmekteydi. Bu duruma rağmen izdiham olma ihtimaline karşılık basın mensupları sahne önüne iki – üç grup biçiminde alınmıştı.

Performansları boyunca hiç değişmeyen sahne ışıklarına, değişiklik göstermeyen tutarlı ‘sound’ları da eşlik etmekteydi. Birçok albümünden örnekler sunan grup; ‘Airbag’, ‘National anthem’, ‘There there’, ‘15 step’, klasikleşmiş yapıtlarından; ‘Exit music’, ‘Karma police’, ‘I might be wrong’, ‘Nude’, ‘Paranoid android’in yanı sıra, elektronik ağırlıklı parçaları; ‘No suprises’, ‘The gloaming’, ‘Idioteque’ icra ettiler.

İki buçuk saat kadar sahnede kalan grubun performansı seyircilerin görüşüne göre, gelen haberlerin aksine havaalanında gerçekleşen gerilimden etkilenmiş bir hallerinin olmadığı yönündeydi. Özellikle her konserinde seyirciyle etkileşimden kaçındığı bilinen Thom Yorke’un aksi yönde davranışları seyircilerin coşkusunu daha da arttırdı. Ancak grubun mu öyle istediği bilinmez ama, festivalin belki de ‘volum’ olarak en düşük konserinin Radiohead’e ait olması bir talihsizlik olarak da değerlendirebilir.

Önde bulunan seyircilerin pek çoğu izdiham dolayısıyla barikatlardan aşağıya atlamak durumunda kalsa da genel olarak konser de önemli bir sıkıntı yaşanmadı. Konseri yaklaşık, 50 bin kişi izlerken ertesi gün raporlarında konser için Sziget’de tarihin en büyük olayının gerçekleştiği bildirildi.

13 Ağustos 2006

Ana sahnede başta The Rasmus olmak üzere dünyaca ünlü gruplar sahne almaya devam ederken, Wan2 sahnesinde, özellikle Türk izleyicilerin ilgisini çekebilecek, Ankaralı bir grup olan Manga şarkılarını Sziget için seslendirecekti.

Türkiye’de albümü ikinci basımını yapan Manga, Avrupa’nın en büyük festivallerinden birinde sessiz sakin sahneye çıktı. Sahneye çıkmadan önce oldukça heyecanlı oldukları bilinen grup elemanları, kendi konserlerinden önce ve sonra festivalinin izleyicisi olarak alana dağılacaklardı.

Performansları sırasında, şarkı aralarında Türk bayrağı sallayarak “Türkiye sizinle gurur duyuyor” sloganları atan izleyicileri duyan grup elemanları daha da heyecanlanarak, önceden belirledikleri gibi ‘kasap havası’nı da olabildiğince iyi çalmayı ihmal etmediler. Kendi parçalarının yanı sıra, ‘cover’lar da başarılı bir biçimde seslendirdiler.

Saat 21:00 civarı ana sahnede başlayan The Rasmus konseri ise festivalin unutulmaz konserleri arasında yer alacaktı.

Lise yıllarında müzik yapmaya başlayan Finlandiyalı grup, ‘Dead Letters isimli parçalarıyla uzun süre dünya listelerinde bir numara kalmış, Türkiye’de de bu şarkılarıyla ünlenmişlerdi. The Rasmus, ‘Dead Letters’ı çalmaya başladığında konser alanından gök yüzüne seyircilerin attığı kalabalık bir çığlık kümesi de yükseldi.

14 Ağustos 2006

Özellikle de genç kızların can atarak beklediği, Placebo’nun konseri saat 21:00 civarı ana sahnede başlamadan önce, Pannon Dünya Müzikleri Ana Sahnesi’nde Rusya’dan Anarşist Punk grubu Leningrad eşliğinde doyasıya zıplamak mümkündü.

Placebo konseri için de Radiohead konserinde olduğu gibi basın gün içinde sahne önünde çekeceği fotoğraflar için önceden adını yazdırmak durumundaydı. Placebo her hangi bir yayın hakkı ihlali olmaması için menajerlerinden birini, basın mensuplarının pasaport numarasına kadar alması için görevlendirmişlerdi. Konserleri oldukça kalabalık ve hareketli geçen grubun izleyici oranı da bir gece öncesini aratmıyordu.

Uzun zaman önce kurulmuş ancak sesini 2003 yılında çıkardığı ‘Sleeping With Ghosts’ albümüyle dünyaya duyurmuş olduğu bilinen grup 200 yılında İstanbul’da Hilton Convention & Exhibition Center'da da bir konser vermişti. Çıktıkları turne kapsamında Sziget Festivali’nden sonraki duraklarının yeniden Türkiye olduğu da bilinmektedir. Sziget Festivali’ndeki performanslarında ise, artık çok da farklı gelmeyen ‘sound’larıyla izleyici karşısındaydılar. Artık albümlerinin geneline yayılan elektronik ‘sound’ un konserlerinde de etkili olmaya başladığı fark edilmekteydi.

15 Ağustos 2006

Festival’in en son gecesi ana sahneden başlayan bir enerjiyle bütün festivalin eğlence konusunda doruk noktasına ulaştığı bir geceydi. Festivalin tamamında olduğu gibi bir sahneyi izlerden, başka bir sahnede olup biteni izleyememe ihtimalinin yüksekliği kimi izleyiciler için son gece daha da acı vermekteydi.

Saat 18: 00 civarı ana sahnede, Iggy and The Stooges adıyla –ki bu Iggy Pop’un eski grubu - Iggy Pop’u ve ona eşlik eden eski grubu sahne almaktayken, Gezici Panayır’daki gösteriler sona yaklaşmakta ve daha da heyecanlanmaktaydı. Keza başka sahnelerde de konserler devam etmekteydi.


Iggy Pop yaşına rağmen düşük bel pantolonun önünü açacak cüretkarlığı şarkılarının icrası sırasında da göstermekteydi. 1969 yılında çıkardıkları ilk albümdeki ‘sound’larını aynen devam ettirebildikleri, konser sırasında ve sonrasındaki seyircilerin ifadelerinden de anlaşılmaktaydı. Festival boyunca, festivali takip eden seyircilerin yaş ortalaması bu konserde birden bire yükseldi. Özellikle 1980’li yılların unutulmaz şarkılarını yapan Iggy Pop, sahnede edindiği ‘kendisini kesmek’ gibi alışkanlıkları da artık gerçekleştirmiyordu. Son derece enerjik olan Iggy pop’un enerjisine kimi zaman seyirci bile yetişemiyordu.

Kimi zaman bir sahneden diğerine gidebilmek için 40 dakikalık yürüme mesafesi kat etmek gerekilen festivalde ana sahnedeki son konseri verecek olan isim Prodigy’di.

Böylesi büyük bir festivalin sonuna yaraşır bir performansı izleyicilerinin son enerjileriyle kendisine eşlik etmesini sağlayan Prodigy’nin Festival tarihinde unutulmazlar arasında girecek olması tesadüf değildi.

Aynı saatlerde, Hammer Dünya sahnesinde, Morbid Angel’ı izlemek de mümkündü. Üstelik ana sahnede Prodigy’yi tercih etmeyip Morbid Angel’ı izleyenlerin de sayısı küçümsenmeyecek kadar çoktu. Ara sıra seyirciyle ağız dalaşına da giren grubun performansı da bu ‘Death Metal’ tarzında nasıl müzik yapılması gerektiğini de gösterdiği söylenebilirdi.

Ana sahnede müzik bittiğinde ise, seyirciler pek çok farklı alternatifin devam ettiğinin farkında olarak gecenin ve enerjilerinin hiç bitmeyeceğinin hayalini kuruyorlardı. Kimileri için ise festival daha yeni başlıyordu. Bunların en önemlileri ise performansını henüz gerçekleştirmemiş olan gruplardı. Gogol Bordello’da bu gruplar arasında yer almaktaydı. Saat 23:00 civarı Wan2 sahnesine çıkan grubun enerjisi festivalin bitmediği yönündeydi. Sahneye çıktıkları andan itibaren hiç aralıksız çalan ve söyleyen ekibin solisti hızını alamayarak, önce barikatların, ardından da, sahnede bulunan büyük davulu seyircilere vererek, davulun üzerine çıkarak şarkı söylemeye devam etti.

Daha önce de belirtilmiş olunduğu gibi, zemini ahşap olan Wan2 sahnesinin bulunduğu çadır tamamen aynı ritimde sallanmaktaydı. Sahneden inene kadar hiç durmayan müzisyenlerden bazılarının enstrümanlarının ya yayları ya da telleri çoktan koparak, müziğin içindeki doğal değişimlerin gerçekleşmesini sağlamaktaydılar.

Festivalin ardından: sonuç

Sziget Festival’ boyunca yapılanlar sadece gözlemlerle sınırlı değildi. Festival boyunca devam eden konserler, performanslar ve çeşitli alanlarda gerçekleştirilen etkinlikler imkanlar dahilinde ve kısmen kayıt altına alınmaya çalışılmıştır. Bu kayıtlar gerekli yerlerde, kamera ya da ses kaydı biçiminde gerçekleştirilmiştir. Festivalde dağıtılan , broşür, el ilanı, katalog ve kitapçıklar ulaşılabilen miktarlarda edinilmiştir.

Bu dokümanların yanı sıra, Gogol Bordello’nun vokalisti Eugene Hütz , Morbid Angel’in davulcusu Pete Sandoval ve Manga ile yapılan röportajların yanı sıra, alan içerisinde izleyicilerin bir kaçıyla ve sivil toplum kuruluşlarından da kimselerle görüşmeler yapılmıştır.

Türkiye’den katılımın sadece Manga ile sınırlı olmadığını, dansçı Ziya Azazi’nin de Macar Televizyonu Tiyatro ve Dans Çadırı’nda bir performans gerçekleştirdiğini söylemek gerekmektedir.

Dünyanın hemen her festivalinde problem olan tuvalet temizliğinin dışında festival alanında göze çarpan pek bir sıkıntının olmayışı, festivalinin başarısını ispatıydı. Bir biçimiyle festival alanından ayrılan herkesin yüzünde yorgunluğun altında bulunan gülümseme de en büyük gösterge olmuştu.

Devasa sahnelerin kurulduğu bir festivalin tabii ki pek çok aksiliği olacaktır. Ancak bunların hiçbir biçimde basına ya da seyircilere yansımaması, festivalin başarıları arasında yer almaktadır. 15 yıldır yapılan bir festival tabii ki çok daha oturmuş olacaktır. Her sene yaşanan yeni bir sıkıntıyla daha fazla tecrübe sahibi olan festival organizatörlerinin ilk senelerde yaşadıkları maddi kayıplara rağmen devam eden inatları, 2006’da Sziget Festivali’nin Avrupa’da zirvede bulunan festivaller arasına taşımıştır. Attığı her adımda başarı yakalamış olan festival geçen seneye kadar ana sponsorlarla festivalin maliyetini karşılayabiliyorken bu seneki festival ya ana sponsorsuz gerçekleştirildi ya da ana sponsor her tarafa adını kazımadı.

Türkiye’de böylesi bir festivalin gerçekleştirilebilmesi için, organizatörlerin en başta kendileri için festivaller düzenlemeleri gerekmektedir. Müzisyenler nasıl sahnede asıl kendileri eğlenmeye başladığında seyirciyi de eğlendiriyorsa, organizasyonlar ve organizatörler için de böylesi bir durum söz konusudur. Sonra yapabileceklerine inanmaları, buna bağlı olarak da devlete ya da özel sektöre bağlı kurumları inandırmaları gerekmektedir. Organizatörlere bir çok iş düştüğü kesin, ancak Türkiye’de var olan grupların ve sanatçıların da en azından festivalin ilk senelerinde egolarını bir kenara koyabiliyor olması, canla başla çalışacak ekiplerin belki de festivalin ilk senelerinde özveriyle böylesi bir işin temellerini atmaları gerekmektedir.

Sziget’in yapıldığı alan Tuna Nehri üzerinde bulunan Obudai Adası, Türkiye’de böylesi pek çok alan olduğundan, mekansal bir sıkıntı olmayacağı açıktır. Ancak Türkiye’de alanların kullanımlarında da çeşitli sıkıntılar olduğu da bir gerçektir.

Böylesi bir festivalin yapılamamasının önündeki en büyük engel ise yatırımcıların bu ve bezeri festivaller bir kenara dursun kimi grupların Türkiye’ye getirilmesi için bile yatırım yapamıyor oluşlarıdır.


son not: sevgili okuyucu, bu 'makale', makaleden çok rapor olarak hazırlanmıştır bilgilerinize...


Özge Ç. Denizci