18 Aralık 2015 Cuma

‘KOLBASTI’ DEĞİL, ‘COOL BASTI’



Gürcistanlı grup The Shin, Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda verdiği konserde kimilerine gına gelen, kimilerininse çok sevdiği ‘Kolbastı’yı farklı bir yorumla izleyiciye sundu.



Zaza Miminoshvili, Zurab J. Gagnidze ve Mamuka Gaganidze’den oluşan The Shin, geçtiğimiz Çarşamba günü Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda bir konser verdi. Dünyanın çeşitli ülkelerinin konser salonlarında ve şehir meydanlarında verdikleri konserleri büyük ilgi gören ve hatta tıka basa dolan The Shin’in İstanbul konserinde ne yazık ki CRR’nin yarısı bile dolu değildi. Ama bu ne onların moralini bozabildi, ne de izleyicinin psikolojisini değiştirdi.  Sahneye farklı müzisyenlerle birlikte çıkmayı gelenek haline getiren gruba, garmonda Nariman Umierov, üflemelilerde ve vokalde muhteşem sesiyle ve nefesiyle Valeriu Bogheanu, vokali ve dansıyla Aleksandre Chumburidze eşlik etti.



‘Cilveloy nanayda…’

Fuat Saka’nın müziğine aşina olanlar için The Shin yabancı gelmeyecektir. Çünkü Fuat Saka’nın sounduyla The Shin’in soundu birbirinin içinden çıkmış gibidir. Özetle müziklerinin temeli neredeyse aynı. Bu ilişki sayesinde kültürler de birbirine dokunuyor. Zaza Miminoshivili’nin “aslında bunu tekno yapmaya ihtiyacınız yok. Çünkü orijinal haliyle çok güzel” dediği ‘Kolbasti’yı da albüme koymaları yine bu tanışıklık ve işbirliği sayesinde olmuş. Aynı şekilde ‘Temel: Walkin' and Smokin' in NYC’ isimli şarkı da… Saka, zaman zaman The Shin’le birlikte dünyanın herhangi bir yerinde sahne alıyor ve albümlerinde de grupla birlikte çalıyor.   
Bu yüzden The Shin’in ‘Black Sea Fire’ isimli albümünde Türkçe sözlü şarkı duyarsanız buna şaşırmamanız gerektiğini şimdiden söyleyelim. Konser programlarına aldıkları ‘Cilveloy’ da yine albümlerinde var. Söz konusu albümle Karadeniz müziğini bir bütün olarak dinleyiciye sunuyorlar. Bulgaristan müziklerinden, Türkiye’ye ve Gürcistan’a.

Aslen Gürcü olan 3 müzisyen de yıllardır Almanya’da yaşıyor. Zaza Miminshivili’ye neden Gürcistan’da değilsiniz diye sorduğumuzda, “değiliz ve bu savaşla ilgili değil. Tamamen ekonomik” diyor. Orada yaşamaları için gerekli alt yapı yok. Gürcistan müziğinin polifonik yapısını, Kafkasya’nın ritmik dokusunu, Bulgaristan müziğinin gırtlak namelerini ve özetli Karadeniz’in ateşini taşıyan grup, gittikleri yerlere müziklerini götürmeye ve oralardan müzikleri alıp başka yerlere taşımaya devam edecekler. Aldığımız duyuma göre Türkiye’de çıkacak bir toplama albümde parçaları olacak ve bir sonraki albümlerinde Gürcistan’ın çok sesli (polifonik) müziğiyle neredeyse ayırt edilemez benzerliğe sahip Korsika ve Sardinya adalarının müzikleriyle harmanladıkları bir müzikle dinleyicinin karşısına çıkacaklar.  



THE SHIN

Gitarist ve kompozitör Zaza Miminoshvili 14, bas gitarist ve solist Zurab J. Gagnidze 3, vokalist ve perküsyonist Mamuka Gaganidze ise 6 yaşında müziğe başlamış. 1990 yılında Zaza ve Zurab birlikte geleneksel Gürcü müziği ve çağdaş müziği sentezledikleri ‘Adio’ isimli grubu 1990 yılında kurdular. Ünlü Gürcü çağdaş müzisyeni Giya Kancheli teşvikiyle Rustaveli Tiyatrosu’nda çalmaya başlar ve ikili 1993 yılında Almanya’ya dizi konserlere davet edilir. İkili 1998 yılında ‘The Shin’i kurar ve 2000 yılında Mamuka Gaganidze gruba katılır. Grubun en büyük özelliğinin geleneksel Gürcü müziğini cazla harmanlaması olduğunu söyleyebiliriz. Ancak bu son dönemde biraz daha farklılaştı. Şimdilerde grup daha çok, başka müzisyenlerle bir araya gelerek onların mensup olduğu kültürün müziğini birlikte icra ediyor.   The Shin’in ‘Black Sea Fire’ isimli albümü de bunun ürünü.  Grubun Fuat Saka ‘Lazutlar II’yle birlikte 8 albümü bulunuyor. 

2009, Akşam 
Dinlemelik, izlemelik...

Hiç yorum yok: