Datça 1. Çamur Çukur Festivali'ne hoş geldiniz!
Datça’da eş zamanlı yürütülen yol ve altyapı çalışmaları, ilçeyi neredeyse bütünüyle bir şantiyeye dönüştürdü. Tepkilerin odağında yol yapılması değil, sürecin koordinasyonsuz, şeffaflıktan uzak ve kamusal ihtiyaçları gözetmeden yürütülmesi var.
Özge Ç: Denizci
Datça çok uzun yıllardır altyapı sorunlarıyla ilgili oldukça ciddi sorunlarla karşı karşıya. Günlerce süren elektrik kesintileri, her an gerçekleşen su patlakları ve kesintileri, internet erişim zorlukları. Varolagelen tüm bu sorunlar Datça’nın altyapısının düzeltilmesine ilişkin alarm çanlarını çaldırıyor. Sık sık halk kendi sosyal medya hesaplarından konuya ilişkin serzenişlerini yazıyor, gazeteciler meseleleri sayfalarına taşıyordu. Bu kış Datça sonunda gereken finansmanı buldu ve tüm kurumlar ellerinden geldiği biçimde çalışmalarını yapmaya başladı. Ancak bu çalışmalar yapılırken ister istemez pek çok sorun da beraberinde geldi. Önce sorunları sonra da çözüm olabileceğini düşündüğümüz önerileri toparlamaya çalıştık.
Kazılmayan sokak neredeyse kalmadı
Datça’da haftalardır kazı olmayan sokak bulmak zor. İlçede Datça Belediyesi, MUSKİ, AYDEM ve Telekom’un eş zamanlı yürüttüğü altyapı ve yol çalışmaları günlük yaşamı ciddi biçimde aksatıyor. Ancak Datça’da yaşayanların vurguladığı temel sorun, yapılan işin kendisi değil; kurumlar arası koordinasyonun ve ön hazırlığın yokluğu.
Aynı sokakta kısa aralıklarla tekrar tekrar kazı yapılması, bir kurumun tamamladığı çalışmanın başka bir kurum tarafından yeniden bozulması, sürecin bütüncül bir planlama ile yürütülmediği izlenimini güçlendiriyor.
“Asıl şu anda hiçbir güvenliğimiz yok”
Datça’da bugün en sık dile getirilen cümlelerden biri bu. Kapanan yollar önceden duyurulmuyor, alternatif güzergâhlar işaretlenmiyor. Günlük hayatın içinde insanlar dönülmez yollara giriyor, fotokapanlara yakalanıyor ve ceza ödeyeceklerini düşünüyor. Bu durum bireysel hatadan çok, kamusal bilgilendirme eksikliğine işaret ediyor.
Belediyenin, hangi sokakların hangi tarihler arasında kapalı olacağını sosyal medya, WhatsApp toplulukları, Telegram kanalları ve mahalle duyuruları üzerinden paylaşmaması, sahadaki karmaşayı derinleştiriyor. Datça’da yaşayanlar, “biz yapıyoruz, oluyor” anlayışının hâkim olduğunu ve en küçük bir iyi niyet göstergesinin dahi görülmediğini söylüyor.
Engelliler, pusetliler ve yaşlılar için sokaklar geçilmez
Kazılar, açık bırakılan çukurlar ve düzensiz molozlar özellikle engelliler, pusetle yürüyenler ve yaşlılar için ciddi bir risk oluşturuyor. Geçici rampalar, güvenli yaya hatları ve yönlendirmeler oluşturulmadığı için kamusal alan herkes için eşit olmaktan uzaklaşıyor.
Sorunun yalnızca fiziksel değil, hak temelli olduğu da vurgulanıyor. Kent içi düzenlemeler, kırılgan grupları gözetmediğinde kamusal sorumluluk tartışması kaçınılmaz hâle geliyor.
Parke gidiyor, asfalt geliyor: Datça buna uygun mu?
En tartışmalı başlıklardan biri de parke taşların sökülerek asfalt yapılması. Datça gibi yazları aşırı sıcak, su kaynakları sınırlı ve kuraklık riski yüksek bir coğrafyada asfalt uygulamalarının, yağmur suyunun toprağa karışmasını engelleyerek drenajı zayıflatacağı ifade ediliyor.
Yaz aylarında asfaltın ısıyla birlikte erimesi, yalnızca insanlar için değil patili dostlar için de doğrudan bir tehdit olarak görülüyor. Ayrıca ana yollar dışında asfalt uygulamalarının yaygınlaşmasının, Datça’nın uzun süredir savunduğu “sakin şehir” kimliğiyle çeliştiği düşünülüyor.
Ağaçlar kesiliyor, sökülüyor; açıklama yok
Yol ve kaldırım çalışmaları sırasında halk tarafından yıllar içinde dikilmiş ağaçların sökülmesi ya da kesilmesi tepkilerin en yoğunlaştığı alanlardan biri. Hangi ağacın neden söküldüğü, taşınıp taşınamayacağı ya da yerine ne dikileceği konusunda kamuoyuna açık ve net bir bilgilendirme yapılmaması, gerilimi artırıyor.
Açıklama eksikliği sahadaki çalışanlarla yurttaşları karşı karşıya getiriyor. Oysa Datça’da dile getirilen itiraz, “ağaçlar hiç taşınmasın” talebinden çok, dikerken de sökerken de canlı yaşamını merkeze alan bir yaklaşımın eksikliği üzerine kurulu.
Sorun yol yapmak değil, nasıl yapıldığı
Datça’da yaşayanlar, yol ve altyapı ihtiyacını bütünüyle reddetmiyor. Asıl itiraz, sürecin şeffaf olmaması, kamunun bilgilendirilmemesi ve Datça’nın iklimi, dokusu ve yaşam ritmi gözetilmeden ilerlemesi.
Hatta bu yıl etkinliklere ara verildiğinin açıkça söylenmesi, “daha iyi bir Datça için” ortak bir çağrı yapılması ve sürecin birlikte sahiplenilmesi hâlinde toplumsal desteğin artabileceği ifade ediliyor. Bugün ise meclis üyelerinden sıkça duyulan “haklısın” cümlesinin, icraata dönüşmediği eleştirisi öne çıkıyor.
Ne yapılabilirdi?
Bu Datça gibi küçük bir ilçe (kasaba) için oldukça büyük bir operasyon. Peki datça Belediyesi bunun bir operasyon olduğunun ne kadar farkındaydı bilmiyoruz. Bildiğimiz kadarıyla operasyonlardan önce ön çalışmalar hatta ön provalar yapılır ve en kötüsü için hazırlanılır. Mesela neden önden reflektör ve kukalar alınmadı, bariyerler arttırılmadı ve oluşabilecek çukurlar için emniyet sağlanmadı sorusu aklımıza geliyor. Ve bu operasyon daha iyi yönetilemez miydi?
- Yol ve altyapı çalışmalarına başlamadan önce mahalle bazlı, halka açık bilgilendirme toplantıları yapılabilirdi.
- Hangi sokakların hangi tarihlerde kapalı olacağına dair net ve güncel bir çalışma takvimi paylaşılabilirdi. Bu yapılamıyorsa sosyal medya araçları (topluluklar, kanallar) daha etkin kullanılabilirdi.
- Bu yıl yapılması planlanan tüm etkinlikler bir süreliğine “Daha iyi bir Datça için...” gibi bir slogan ile ertelenebilir. Etkinlikler için alınan sponsorluklar Datça’nın yolları için kullanılabilir, destek veren kurum ve markaların adları sokaklara verilebilirdi.
- Emniyet birimleriyle koordinasyon sağlanarak geçici trafik düzenlemeleri ve ceza uygulamaları yeniden değerlendirilebilirdi.
- Engelliler, pusetliler ve yaşlılar için geçici ama güvenli yaya güzergâhları oluşturulabilirdi.
- Asfalt uygulamaları konusunda Datça’nın iklimi ve “sakin şehir” kimliği gözetilerek kamuoyu görüşü alınabilirdi.
- Sökülen ağaçlarla ilgili taşınma, yeniden dikim ve telafi planları açık biçimde duyurulabilirdi.
- Toplu taşımalar arttırılabilir insanların araçlarıyla sokağa çıkmasının ve araçlarının hasar görmesinin ve trafikte yaşanan kaosların önüne geçmesini sağlayabilirdi.
Altyapı sorunlarına ilişkin başta da bahsettiğimiz gibi acil bir ihtiyaç mevcuttu. Peki bu operasyon başka türlü yönetilemez miydi? Datça Belediyesi halkına ve var olan 200’ün üzerindeki yerel STÖ’lerle görüşerek halkını da arkasına alan örnek bir altyapı çalışmasına imza atabilirdi. Henüz geç değil, çalışmalar devam ediyoruz. Dileriz ki süreç, halkın çok daha gözetildiği bir yöne evrilir ve biz de bu haberi yaptığımız için utanç duyarız.



