28 Mart 2020 Cumartesi

Müzikle iyileşiyoruz no. 9

“Hepsine alışıyor insan, hepsine ne fena…” Her koşulda yaşamaya endeksli olarak varız aslında. Sadece zaman geçiyor ve biz o süre içinde arızalanıyoruz. Eeee, hepimizinki birbirinden farklı çalışan makinelerimizin de bir kapasitesi var tabi.

Son günlerde ne kadar da “yukarıdan” düşündüğümü fark ettim. Oturduğum yerden ahkam kesiyorum. Evet muhtemelen bu yazıyı okuyorsanız siz de “yukarıda” bir yerdesiniz. Kahvenizi almış, konforlu koltuğunuza oturmuş, haberlere şöyle bir göz atmış, evde çok ama çok sıkılmış, birkaç arkadaşınızla telefonda konuşmuş, çiçeklerinize su vermiş, bilgisayarınızı açıp “bugün hangi diziye başlasam”, kitaplığınızın önünde durmuş “yarım bıraktığım hangi kitaba devam etsem”   diye düşünüyorsunuz. Ah elbette ki en az benim kadar “ne olacak acaba?” sorusunu da sürekli soruyorsunuz. Evlatlarınız varsa onlar için kaygılanıyorsunuz. Bir yandan da biliyorsunuz ki “Her şey insan için var, her şey ne fena, balıklar, bigudi, kördüğüm”, hastalık da sağlık da ölüm de… Bir de evi olmayanlar var. konformist bizlerin hiç anlayamayacağı ama her an onlardan birine dönüşebileceğimiz mülteciler, savaş mağdurları ve evsizler… “Evde kal” demenin aslında ne kadar anlamsız olduğunu gösteren. Şu anda yaptığım da o kadar riyakârca ve aslında o kadar tiksinti verici ki… Aynı şarkıda dediği gibi “Kandırıyorum, herkesi, önce kendimden başlıyorum
Sanırsın şeytan taşlıyorum…” Evet böyle… Sadece vicdanımı temizliyorum, aynı sizin gibi!

Bugün konuların birbirinin içine girdiği bir gün ama meramımı anlatabildiğimi sanıyorum. Sanırım seçtiğim parçanın sözleri de çok konuyu aynı yerde barındırma çabasında, aynen benim birkaç paragrafta toparlamaya çalıştığım gibi. Bugün de böyle olsun!

Bir de şükür ile bitirmek istiyorum yazımı: Hâlâ hayattayız, hâlâ nefes alabiliyoruz, hâlâ güvenli alanımızın içinde evimizdeyiz. 

İnsanoğlu yaşıyor mu hayalinde geleceği? Evet, anladığınız üzere şarkı Büyük Ev Ablukada'dan geliyor, "Hepsine ne fena"

Güzel hayaller kurduğumuz günler dilerim. 




Hepsine ne fena

Hepsine alışıyor insan, hepsine ne fena
İlaçlar var sevdiğim yıllardır görmediğim
Birileri var, birileri yoktu galiba
Yapmak istemediklerim, yapmayı çok istediklerim

Kandırıyorum, herkesi, önce kendimden başlıyorum
Sanırsın şeytan taşlıyorum
Ayaklarınız göl olsun, başınız deniz
Sonra vurun kafanızı, nereye isterseniz

Her şey insan için var her şey ne fena
Balıklar, bigudi, kördüğüm, cennet var en sevdiğim
Ateş suda yanar mı, yanar belki bir ihtimal
Toprak basmak için değil, ona geri dönebilecek miyim

Kandırıyorum, herkesi
Kandırıyorum, herkesi
Kandırıyorum
Kandırıyorum

Kandırıyorum, herkesi, önce kendimden başlıyorum
Sanırsın şeytan taşlıyorum
Ayaklarınız göl olsun, başınız deniz
Sonra vurun kafanızı, nereye isterseniz
Ayaklarınız göl olsun, başınız deniz
Sonra vurun kafanızı


İnsanoğlu hayâlinde
Yaşıyor mu geleceği

26 Mart 2020 Perşembe

Müzikle İyileşiyoruz no.8



Müziğin sözle bir şey anlatmasına gerek yoktur çoğu zaman. Çünkü bazen öyle cümleler kurulur ki seslerle hiçbir kelime onu karşılayamaz.
Bugünkü parçamızı efsane piyanist Hiromi’den seçtim. Tam da bahsettiğim gibi söze gerek olmadan icrasında binlerce ifadeyi barındıran Hiromi’den… Parçamız ise “Desire”. Bilmeyenler için söyleyeyim “desire”, “tutku” demek. Parçayı dinlerken ya da aşağıda paylaştığım canlı performansı izlerken tutkuyu içinizde hissedeceğinizi garanti ederim. Benim her dinleyişimde öyle olmuştur ve oluyor da. Tutkuyla yaptığım pek çok şeyde bu parçayı dinleme isteği duymuşumdur ya da parça bir şekilde zihnimde akmaya başlamıştır. Bisiklete binerken, yüzerken, tırmanırken ve daha pek çok tutkuyla yaptığım şeyde…

Evde durduğumuz bu günlerde, tutkuyla yaptığımız şeyleri yeniden hatırlayabiliriz belki. En çok neyi seviyorduk, neye tutkuyla bağlıydık ya da bağlığız? Belki onlara yeniden sıkı sıkıya sarılma zamanıdır. Ya da belki de aslında tam da o tutkulardan sıyrılma ve özgürleşme zamanıdır, kim bilir?

Sesi açın, linke tıklayın, arkanıza yaslanın ve gerçek tutkuyla yüzleşin. 
Umudunuzun tutku, tutkunuzun umut olduğu günler dilerim. 

Karşınızda Hiromi Uehara The Trio Project!

Hiromi Uehara - Piano and Keyboards
Anthony Jackson - Bass
Simon Phillips - Drum

Müzikle İyileşiyoruz no. 7

Müzikle İyileşiyoruz no. 7 

Bazen ev öyle sıkıcı, böyle boğucu geliyor olabilir. Bazen evde kendinize ait bir alanınızın olmadığını düşününüyor bile olabilirsiniz. Yalnızsanız yalnızlık, kalabalıksanız da kalabalık sizi boğuyor olabilir. Aslında her ikisinin de kendine ait güzellikleri de yok değil. Evde üretime geçmenin zamanı çoktan geldi bile. İşe de neler yapabileceğiniz hakkında öneriler sunun internet siteleri ve sayfalarla başlayabilirsiniz. 

Karantina günleri özellikle de müzisyenlere iş bakımından sıkıntı yaratmış olsa da serbest çalışan ve üretimini evde yapan müzisyenler için çok da bir şey fark ettiğini söyleyemeyiz. Dün sevgili Cansun Küçüktürk’le de hayatımızda evden çıkmakla ilgili hiçbir şeyin değişmediğini konuşuyorduk ki, ondan şöyle bir cümle geldi “Ev Kayıtları’ diye albüm bile yaptık”. Evet yapmışlardı, çok da güzel bir albümdü hem de. Evde kalanlara ilham verecek, efkarı yer yer üfleyip yer yer dağıtacak bir albüm. 

Cansun Küçüktürk ve Vedat Yıldırım tarafından tamamı Cansun Küçüktürk’ün evinde yapılmış olan “Ev Kayıtları”ndan “Zorba” başta olmak üzere bütün albümü dinlemenizi öneriyorum.

Evde olmak o kadar da kötü değil, hatta iyi bile! 
Evde kal, efkarı dağıt, umudu çoğalt, “salın dur”… 
Şarkıda da dediği gibi gönüllerin yakın olduğu günlerdeyiz. 


Ferah bir gün dilerim. 



Zorba

Beni al yar yar diye
Hadi sar kal kal diye
Oyna çal gönül telimde (oy)

Giden dalgan dönüyorsa
Söz ırak gönül yakınsa
Beklerim her ne olursa gel (of)

Salın dur sahilimde
Sarıl dur nefesime
Oyna dur ellerimde

Giden dalgan dönüyorsa
Söz ırak gönül yakınsa
Beklerim her ne olursa gel

24 Mart 2020 Salı

Müzikle iyileşiyoruz no.6

Bugünlük romantizmden biraz uzaklaşıyor, Kadıköy sounda yaklaşıyoruz. Hedef tabii ki Kadıköy ya da sound değil ama olsun… Konumuz değişim. Dün bahar temizliği yaparken evin şeklinin değişmesinden pek hoşlanmayan Çınar (9)’a “Dünya değişiyor, biz evin şeklini değiştirmişiz çok mu?” diyerek kendisini bana yardım etmeye ikna ettim. O anda zaten bu şarkıyı 6. günün “Müzikle iyileşiyoruz” parçası yapmaya karar vermiştim. Evin içinde bağıra çağıra söylediğim de olmadı değil, “Değiştiiim, değiştim ben sevgiliiiim…” 

Her gün aslında başka güne uyanıyor ama bir türlü farkına varmıyorduk. Şimdi her şey çok daha hızlı değiştiği için çok daha çabuk farkına varıyoruz. 

Aynı zamanda algımızı, alışkanlıklarımızı, yaşam biçimlerimizi ve daha bir dolu şeyi değiştirmek zorunda olduğumuz bir dönemdeyiz. Daha önceki yazılarımda ve hatta YL tezimde de dediğim gibi “Değişmeyen tek şey değişimin kendisi. 

O zaman değişimin şerefine, 

Kesmeşeker'in efsane şarkısı "Değiştim Ben Sevgilim" diyor ve "aynı insan" olup olmadığımızı sorguluyoruz. Dans edebilir hatta ufaktan kafa bile sallayabilirsiniz (lise yıllarımızda bu şarkıda bile kafa salladığımız geldi aklıma). 

“Teknoloji, ilim, irfan
Neler görüyor insan
Değişmeli everything!
Hadi gari, everibadi”





Değiştim Ben Sevgilim

Bu nasıl gitar solo?
Bu nasıl ilişki?
Acıları terk et gel.
Bana tatlı şeyler ver.
İstanbul ellerinde,
Daima gitar elinde,
Sen lüzumsuz şovalye,
Ne geçiyor eline?
Değiştim, değiştim ben sevgilim
Vallahi değiştim, aynı insan mıyım?
Teknoloji, ilim, irfan
Neler görüyor insan
Değişmeli everything!
Hadi gari, everibadi.
1, 2, 3'ler hep aynı yüzler!
4, 5, 6 sağduyu battı,
7, 8 ve 9 bu oyunda biz yokuz...
Değiştim...

23 Mart 2020 Pazartesi

Müzikle İyileşiyoruz no. 5




Gökyüzüne selam çakmaya ve umudu yeşertene kadar da bakmaya devam ediyoruz. Sonra yavaş yavaş makro dünyadan mikro dünyayı keşiflere başlayabiliriz. Ama şimdilik daha gökteyiz. Günün şarkısı Good Vibes’tan geliyor. Ne yalan söyleyeyim geçen gün kulağımda bu şarkıyla uyandığımdan beşinci günümüz için bu şarkıyı seçtim. Sabah yediydi, güneş kendini yeni yeni göstermeye başlamış,  bitkilerin üzerindeki çiğ damlacıkları yavaş yavaş ışığa ve ısıya teslim olmuşlar, arılar ve henüz gelmiş kırlangıç seslerinin arasında, yavaş yavaş hareket eden salyangozları izlemek harikaydı doğrusu. Doğanın döngüsünün devam ettiğini görmek için başka bir şeye ihtiyaç yoktu. Kendini özgür hissetmek için de daha iyi bir an olamazdı. Kafamın içinde   ise “Özgür Ol” çoktan çalmaya başlamıştı. 

Tamam bu kadar romantizm yeter, parçamıza dönelim: Beton Orman tarafından 2019 yılında çıkarılan şarkının söz ve müzikleri Özge Ürer’e ait. Düzenleme ise Good Vibes grubu tarafından yapılmış. Mix, Anıl Çifter, mastering ise Barıl Büyük’e ait. Gitarda Mahir Konanç, keyboard ve synth’te Evrim Tüzün, bas gitarda Fırat Bodur ve davulda Çağdaş Yapıcılar bulunuyor. 

Şarkıda da dediği gibi “Gökkuşağının altında buluşacağımız” zamanların uzak olmadığını sezer gibiyim dostlar. Müzik dinlemeye, dans etmeye ve umudu çoğaltmaya devam.  



ÖZGÜR OL  

Merdiven yaptım bulutlardan 
Çıkıyorum yıldızlara 
Kim alacakmış elimizden yarınları 
Yıkıyorum her gün duvarları  
Tek başına ayakta duruyorsan 
Karanlıklara kapılmadan 
Buluşuruz bir gün bi gökkuşağının altında 
Ver elini bana  
Beni bana bırak sen kendin ol  
Burdaysan 
Beni bana bırak sen özgür ol 
Dans ediyorsan

22 Mart 2020 Pazar

Müzikle iyileşiyoruz no. 4



Eminim herkes evini en az on dakika havalandırıyordur. Bugün ve bundan sonraki günlerde pencereyi açtıktan sonra gökyüzüne bakmayı ihmal etmeyin lütfen. Balkonu ya da bahçesi olan şanslı kişilerdenseniz bu şarkıyı son ses açıp çıkmanızı, yüzünüzü göğe çevirmenizi öneririm. Günün herhangi bir saatinde pamuk gibi bir bulut öbeği çıkar belki karşınıza. Eğer bulut yoksa gökyüzüne bakmak derin mavi ya da griliği izlemek ve hatta öyle boşluğa bakmak bile iyi gelecektir. 

Şairin dediği gibi 
“Seni aldım bana ayırdım 
Durma kendini hatırlat
Durma kendini hatırlat, durma göğe bakalım”. 

İstanbul’da yaşarken gün batımının renklerine çıldırıyordum. Gökyüzü çıldırdıkça ne kadar pozitif duygum varsa ayyuka çıkıyordu.  Şu anda yaşadığım yerde de -hele ki bir de bulutlar varsa- işi gücü bırakıp gün batımına koştuğum çok olmuştur. İster gece ister gündüz, göğe bakmak hep huzur ve umut veriyor. 

Bir de son dönemlerde herkes birbiriyle sadece telefon ve mesajla iletişim kurduğu, kimsenin de gelip gitmediği düşünülürse Jin (Ceyhun Zeynelov)'in şarkısında geçen şu sözleri de halimize uyuyor sanki:
“-aloo…selam sevgilim…aloo-
bu günler benim başıma da gelir
yüreğim yanar, donar, erir
oraya kimse gelip gitmez…”

Günün şarkısı, bazen gökyüzüne ve "pambıq gibi bulutlar"a birlikte baktığımız biri tarafından seçildi. 


Haydi son ses açılsın, birkaç dakikalığına her şey unutulsun, göğe bakılsın, danslar edilsin. 

Göğe bakın umudu göreceksiniz!* 

Buludlar

Buludlar, Pambıq kimi buludlar
Bütün keçmiş qızlarıma deyin salamlar

Buludlar, Pambıq kimi buludlar
Bütün keçmiş qızlarıma deyin salamlar

Üzündən günəş saçır
Sevincdən baş fırlan ıır
Vurulmusan, bəli vurulmusan
Gözün ora - bura qaçır
De mənə kimi axtarır (ı ır)
Vurulmusan, bəli vurulmusan
De mənə de mənə de onu görəndə
Boğazın quruyur dilin tutulurmu?
De mənə onu görəndə
Səninçün qarlı qış əriyir yay olurmu?
Gecədən səhərə qədər
Ev telefonundan zənglər
Sən və oo
( aloo , salam sevgilim , aloo)
Bu günlər mənim başıma da gəlib
Ürəyim yanıb, donub, əriyib
Ora kimlər gəlib getməyib
Oo yeah
Saf məhəbbət nə deməkdir bunu bilir çoxu
Əgər sən də bilirsən
Mahnımın nəqarətin mənimlə bir oxu
Yo yo yo

Buludlar, Pambıq kimi buludlar
Bütün keçmiş qızlarıma deyin salamlar
Buludlaaar, Pambıq kimi buludlar
Bütün qızlarıma deyin salamlar

Sinəmdə çırpı çırpı çırpınan ürəyim
Dil aç , söylə sevmədinmi
Həyatına qonaq gələn, hər xanımı
Sevgindən vermədinmi
Kiməsə oyuncaq oldun
Kiməsə sığınacaq oldun
Kimlərsə çəkir həsrətini sənin
Kiməsə çatmadı döyüntülərin
Saf məhəbbət nə deməkdir bunu bilir çoxu
Əgər sən də bilirsən
Mahnımın nəqarətin mənimlə bir oxu
Yo yo yo

Buludlar, Pambıq kimi buludlar
Bütün keçmiş qızlarıma deyin salamlar

*Sevdiğimiz bir abimizin "ufka bakın" dediği gibi...

21 Mart 2020 Cumartesi

Müzikle iyileşiyoruz no. 3

Hiçbirimizin henüz deneyimlemediği ve bir süre bocalayacağımız yeni bir sisteme giriyoruz. Bu süreçte beni umutlandıran en önemli konu ise insan olmak dışındaki kimliklerimizin giderek anlamını yitirmeye başlaması olacak. Yeni sistemde kimlikler üzerinden ayrım yapmak mümkün olmayacak ve zorbalık da ortadan kalkacak diye umut ediyorum. Çünkü her ne kadar bağışıklık sistemimize bağlı olarak değişiklik gösterse de aslında hepimiz Covid-19 karşısında hiçbir yerde ve halde olmadığımız kadar eşitiz.  Ancak değişemeyen hayatta kalamayacak. Çünkü değişmeyen tek şey uzunca bir süredir değişimin kendisi zaten.  Tıpkı Nova Norda’nın “Varım” şarkısında dediği gibi. Değişerek varolmaya devam edeceğiz. Ayrıca hazır zamanımız varken şarkıda da dediği gibi “bu hayatı kana kana içmek” lazım. Değişime ve yaşama aşkımıza...


Varım

Sen kimsin? dedi
Bilmem, dedim, her gün değişiyorum
Burdа dаns ederken senle bende bi аyrım göremiyorum
Kаlıplаrа sığаmıyorum
Dedim ki
Bаk, yıldızlаr bаki, sınırlаr hаyаli
Arаmıyorum tаnımlаyаn sözler
Aynı sözler tаm dа bu yüzden (uuu)
Götürüyo bizi bizden
Geldim, gidicem, hep de değişicem
(Uuu) şu kısаcık hаyаtı kаnа kаnа içicem
(Uuu) rüzgаr olup esicem, gökte süzülücem
(Uuu) kimsin sen? deseler ben sаdece vаrım’ dicem
Gel benle, dedim, serin аmа girdin mi de аlışıyosun
Vаr mısın? dedim, vаrım, dedi, etiketleri çıkаrıyorum
Sıfаtlаrı bırаkıyorum
Dedim
Sen ben iki fаni, ruhu firаri
Arınıyoruz çizgilerimizden
Aynı sözler tаm dа bu yüzden (uuu)
Dökülüyo dilimizden
geldim, gidicem, hep de değişicem
(Uuu) şu kısаcık hаyаtı kаnа kаnа, kаnа kаnа
(Uuu) rüzgаr olup esicem, gökte süzülücem
(Uuu) kimsin sen? deseler ben sаdece, sаdece
Vаrım’ dicem
(Sаdece)
Kimsin sen? deseler ben sаdece, sаdece
(Sаdece)
Vаrım’ dicem
(Sаdece)
İzin vermeseler bile iyi ki de, iyi ki de
(İyi ki de)
Vаrım’ dicem
(İyi ki de)
Kimsin sen? deseler ben sаdece, sаdece
(Sаdece)
Vаrım’ dicem
(Sаdece)
Vаrım’ dicem
(İyi ki de)
Vаrım’ dicem
(İyi ki de)
Vаrım’ dicem
Kаnа kаnа

20 Mart 2020 Cuma

Müzikle iyileşiyoruz no. 2

Sosyal medyadan sızıp gelen haberlerin tutarsızlığı karşısında kafamız yeterince karıştı. Hangi haber doğru bilemiyoruz, bazen korkuyor bazense tedbirlerimizi güzelce aldığımızı düşünüp rahat bir nefes alıyoruz. Evlerimize kapandığımız şu günlerde zaman zaman kendi içimizde de tutarsızlıklar yaşıyoruz. Olsun tutarsızlık da bazen tutarlılığın ta kendisi olabilir! 

Türkiye’de bir ilk olan Blues Derneği’nin kurucularından Göksenin, Bluesseverlerin yakından bildiği bir isim. Geçtiğimiz ay, Arpej Müzik Yapım tarafından yayınlanmaya başlanan “Arka Bahçe Sessions” için çaldıkları “Hala vazgeçmedim” de az önce bahsettiğim tutarsızlığın aslında ne kadar tutarlı da olduğunun delili niteliğinde. 

Şarkının sözlerinin tamamını aşağıda paylaşıyor olsam da şu kısmını bir daha yazmadan duramayacağım: “Bu çok tuhaf bir zaman, çok garip bir yıl, tahmin edilemiyor neler yapacağım, ama belli olmaz, her an hiçbir şey yapmayabilirim, biliyorsun hiç belli olmaz, her an yapmayabilirim…” 

Boşverin ya, zaten uzun zamandır birçok şey yapıyordunuz biraz da hiçbir şey yapmayın ve şimdi arkanıza yaslanın, sesi açın ve play tuşuna basın, umut dolun, hatta dans bile edebilirsiniz “vazgeçmeden”!


Hala Vazgeçmedim

Hala vazgeçmedim kendimden
Hala vazgeçmedim
Ama belli olmaz
Her an vazgeçebilirim
Biliyorsun bana belli olmaz
Her an vazgeçebilirim

Hala vazgeçmedim senden
Hala vazgeçmedim
Ama belli olmaz
Her an vazgeçebilirim
Biliyorsun bana belli olmaz
Her an vazgeçebilirim

Bu çok tuhaf bir zaman
Çok garip bir yıl
Tahmin edilemiyor neler yapacağım
Ama belli olmaz
Her an hiçbir şey yapmayabilirim
Biliyorsun hiç belli olmaz
Her an yapmayabilirim

Şu dünya bir dursa
Ben de bir dursam
Her şey bu kadar yorucu olmasa
Belli olmaz
Her an yorucu olabilir
Biliyorsun hiç belli olmaz
Her an moral bozulabilir

Hala vazgeçmedim kendimden
Hala vazgeçmedim
Ama belli olmaz
Her an vazgeçebilirim
Biliyorsun bana belli olmaz
Her an vazgeçebilirim

Müzikle iyileşiyoruz no. 1


Evlerimize kapandık, bekliyoruz. En büyük tesellimiz belli ki elektriklerimizin açık, internetimizin bağlı olması. Sosyalliğimizi delirmeden devam ettirmemizi sağlıyor. Bu sayede konserleri izlemeye, müzisyenlerin sosyal medya canlı yayınlarında huzur bulmaya devam edebiliyoruz. Hatta artık o canlı yayınlarda “Zeki Müren de bizi görebiliyor” kavlinden müzisyenlerin canlı yayınlarına ortak olabiliyoruz. Hatta bazen aynı anda başlayan konserler arasında seçim yapmakta da zorlanıyor, o kanal senin bu kanal benim dolaşıyoruz. 

Zor zamanlar yaratıcılığın da arttığı zamanlar olmuştur hep ki gördüğümüz kadarıyla başta müzisyenler olmak üzere pek çok sanatçı ürünlerini daha şimdiden ortaya koymaya başladı bile. Bundan büyük teselli olamaz zaten. 

Hastalanmak illa ki malum virüsü kapmak değil, ruh sağlığımız yerinde olsun ve her gün güzel bir şarkıyla güne başlayalım, içimiz umut dolsun.

Her daim üretimin içinde olan Moğollar grubunun abisi Tamer Öngür de 19 Mart 2020’de sözleri Nazım Hikmet’e ait olan “Mesaj” isimli şiirini bestelemiş ve ortaya böyle bir iş çıkmış:





Mesaj

Hastalar,

kardeşlerim,

iyileşeceksiniz.

Ağrılar, sızılar dinecek.

Yumuşak, ılık

bir yaz akşamı gibi inecek

ağır, yeşil dalların arasından rahatlık.



Hastalar, kardeşlerim,

biraz daha sabır, biraz daha inat.

Kapının arkasında bekleyen ölüm değil,

hayat.

Kapının arkasında dünya,

dünya cıvıl cıvıl.

Kalkacaksınız yatağınızdan,

gideceksiniz.

Tuzun, ekmeğin, güneşin tadını

yeni baştan keşfedeceksiniz.

Sararmak limon gibi, mum gibi erimek,

devrilmek kof bir çınar gibi ansızdan.

Kardeşlerim, hastalar,

biz ne limonuz, ne mum, ne çınar,

biz, insanız, çok şükür,

çok şükür, biliriz, umudumuzu ilacımıza katmasını.

"Yaşamak gerek!"

diyerek

ayak direyip

dayatmasını.

Hastalar,

kardeşlerim,

iyileşeceğiz.

Ağrılar, sızılar dinecek.

Yumuşak,

ılık

bir yaz akşamı gibi inecek,

ağır yeşil dalların arasından rahatlık.




Türkiye’nin Off-road Şampiyonu Datça’dan Çıkacak

Datça 1. Çamur Çukur Festivali'ne hoş geldiniz! Datça’da eş zamanlı yürütülen yol ve altyapı çalışmaları, ilçeyi neredeyse bütünüyle bir...