17 Nisan 2020 Cuma

Müzikle iyileşiyoruz no. 29

Ahmet Asatekin (Datça Fotoğraf Topluluğu)
Hepimiz sıradan hayatlar yaşayan, sıradan kişileriz ama değişiğiz bir yandan. Sabahları artık genellikle geç kalkıyor, portakal sularımızı masamızdan eksik etmiyor, vitamin takviyelerimizi sıraya diziyoruz. Şişmanlattığını bile bile her türlü hamur işi tarifini denemekten çekinmiyor hatta artık kendi ekmeklerimizi yapıyoruz. 

Henüz en iyi dostumuzu aynalar yapmadıysak bugünden tezi yok yapmamızda fayda var. Bir can dost demişti “Her sabah aynaya bakıp ne kadar güzel olduğunu gör ve söyle kendine” diye.  Bırakalım aynalar söylesin biz dinleyelim, konuşulanlarsa güzellikler olsun. 

Öğleden sonraki telefon konuşmalarınız sizin de arttı mı? Yakın arkadaşların aramalarının dışında hiç aklımıza gelemeyen kişilerin aradığı olmuyor mu sizi? Geçen haftaları, ayları biraz da Covid-19 ile baş etme yöntemlerini, hayatta nasıl kalacağımızı konuşmuyor muyuz? Keşke geçen akşam neler olduğunun dedikodusu yapabilseydik çok da geçmiş olamayan bir zamanda yaptığımız gibi. Buluşup bir yerde oturamıyoruz ama artık Zoom, Instagram ve Facetime var ya, hâlâ karşılıklı kahve içebiliyoruz. Buna da şükür.


Haftanın yedi akşamı yedi ayrı ortamda takılamıyor, yedi ayrı kişiyle mesafeli de olsa sosyalleşemiyor, “Sağlık olsun” diyoruz. Her türlü sosyal medya aracıyla rakı sofralarımızı kuruyor, şaraplarımızı uzaktan da olsa tokuşturuyoruz. Canlı yayınları izliyor, hatta konserleri bile takip ediyoruz. 

Pek şık değiliz sanki bu aralar. Eşofman, pijama, terlik mode on ;). Markete, bakkala, manava, kasaba giderken bile değiştirmediğimiz üstümüzle paspallığımız dillere pelesenk olmuş bile olabilir.
Bugün değişik bir şey yapıp süslenelim, takıp takıştıralım ve aynaya bir de öyle bakalım. Hatta bakkala, çakkala da öyle gidelim. Belki fark yaratırız. Ne de olsa gece yatarken gerçek yüzümüz (maskesiz) ve geceliğimiz/pijamamızla hepimiz en doğal halimizle kendimiz oluyoruz zaten. 

İçimizde yalnız olanlar vardır elbette. Dayanamayıp yalnızlığa hemen uyuyanlar. Yalnız değilsiniz dostlar. Hiçbirimiz yalnız değiliz. Kitaplar, diziler, filmler, tiyatro oyunları, konserler hepsi var. En çok da müzik. Bir telefon uzaklığında dostlar, arkadaşlar…

Şarkıyı bilenler kör göze parmak cümlelerimle “Şık Latife”yi (1974) bugünün şarkı önerisine eklediğimi anlamıştır. Bugünlerde biraz dönüştürülmüş halde Şık Latife gibi olmak lazım herhalde… Belki yakında bilmem kaç D gerçeklikte buluşuruz, kim bilir? Ya da belki bilmem kaç D gerçeklik bizi yaratmış, hologram olarak dünyaya gelmiş ve başkalarını yansımasıyken tıpkı onlar gibi pandemi krizi yaşamış ve kendi sanal gerçekliğimizi yaratmaktayızdır. 

Ne olursa olsun, aynaya bakın, bırakın onlar konuşsun ve güzelliklerden bahsetsin. 

Umut aynaların anlattığı güzelliklerde. 


Şık Latife

Şık Latife de kişinin teki
Senin gibi, benim gibi
Ancak şık Latife değişik biri
Sabahları genellikle geç kalkar
Portakal suyu içer
Ekmek yememesini öğütlemişler, şişmanlarmış
Şık Latife'nin en iyi dostu aynalar
Aynalar söyler hep o dinler
Konuşulanlarsa güzellikler
Öğleden sonra Nünü telefon eder
Geçen akşamlarını konuşurlar
Bazen buluşup bir yerde otururlar

Şık Latife haftanın yedi akşamı
Yedi kişiyle çıkar
Doğrusu şık kadındır şık Latife
Heryerde söylerler
Şık Latife sabaha karşı yatar
Boyası temizlenmiş gerçek yüzü
Ve bir geceliğiyle Latife'dir artık
Latife, dayanamaz yalnızlığa
Hemen uyur, hemen uyur
Hemen uyur, hemen uyur
Hemen uyur

16 Nisan 2020 Perşembe

Müzikle iyileşiyoruz no. 28

Sabah yürüyüşünü yapan, bisikletine binen, yogasını yaan şanslı kişilerden misiniz?
Yoksa işe gitmek için hala toplu taşıma kullanmak zorunda olanlardan mı? Ya da evinizde sabah kahvenizi yudumlarken şöyle bir akışlara bakayım diyenlerden mi? Cama, balkona çıkıp sabahın hafif serin havasını ciğerlerinize çekenlerden mi? Gözünü açar açmak bir sigara yakanlardan mı?

Her nerede, hangi koşulda, ne olursa olsun bugün bedenimizin sesine kulak verelim. Ona bugüne kadar nasıl davrandığımızı küçükçük de olsa sorgulayalım. Ona yeterince saygı gösterdik mi?

Bir de unutmayalım aslolan candır! Irkımızı, inanıyorsanız kaderimizi, ilk varoluş halimizi biz seçmedik (her ne kadar birileri seçmiş olduğumuzu iddia ediyorsa da...).

Hepimizin etten-kemikten olduğumuzu, bir gün özümüze döneceğimizi, yani dünyanın fani olduğunu unutmayalım.

Beynimizin böbürlenmesine az biraz mola verelim. Bugün elimizi yüreğimize koyalım, hepimizin aslında aynı şartlarda olmasa da aynı biçimde dünyada bir yerde olduğumuzu unutmayalım.

Bedenimize gereken sevgiyi ve hürmeti gösterirken doğanın bir parçası olduğumuzu unutmayıp oradaki herbir zerreciğe de gereken özeni ve zerafeti gösterelim.

Günün şarkısı da tam olarak bunu söylüyor.


Büyük hayranı olduğum besteci, multi enstrümanist, Al Di Meola'dan Sezen Aksu'ya, Serj Tankian'dan Kardeş Türküler'e ulusal ve uluslararası pek çok müzisyenle birlikte çalışmış, Armenian Navy Band 'in kurucusu Arto Tunçboyacıyan'ın 2003 yılında yayınladığı "Light Anatolian Music With Turkish Words" albümünün 6. parçası olan "Hay Bedenim"i bizim için seçtim.

Bedenimize, bedenlerimize ve ruhumuza daha iyi davrandığımız ve davranıldığı günlere...

Umut kendimizde!



Hay bedenim hay bedenim

hay bedenim hay bedenim
beni affet hay bedenim
bugünkü ruhumun resmi
sana saygı göstermedim
seni çok hor kullandım ben

beden ırkını seçmez can
beden dinini seçmez can
bedenin aslı ruhudur
beden ruhla iyi dosttur

bedenin kralı beyin
çok çok böbürlenme beyin
sen de bir gün topraktansın
senin gibi kimler geçti

bedenin anası kalptir
ruhla akraba olurlar
beyin girince araya
işler karışır o zaman

hay bedenim hay bedenim
beni affet hay bedenim

ruhlara selam söyle sen
bizleri affetsin bedenim
ruhuma selam söyle sen
beni afetsin bedenim

https://lyricstranslate.com

14 Nisan 2020 Salı

Müzikle iyileşiyoruz no. 27

3500 kilometre öteden geliyor bugünün iyileştiren müziği seçkisi...

Geçtiğimiz günlerde teklisi "Finding Zebra Tour" adıyla teklisini yayınlayan sevgili müzisyen dostum Serkan Tosun ile tanıştığımızda müzik piyasası (hiç sevmiyorum bu kelimeyi ama sektörden daha samimi geliyor) hakkında henüz umutlarımızı yitirmemiştik.

Müzisyen dayanışma ağının kurulup bağımsız müzisyenlerin birlikte hareket edebileceğine inancımız tam olmasa da çeyrekti. “Von” yeni kurulmuş, müzikleri henüz uluslararası sahnelere taşınmamıştı.

Yıllardır İspanya'da yaşayıp bize oralardan müziğini, sesini yollayarak/yayarak ruhumuza dokunan ve umudumuzu çoğaltan Serkan Tosun'un "Müzikle İyileşiyoruz" serisi için seçkisi benim de çok sevdiğim, saygı duyduğum ve dinlemekten inanılmaz keyif aldığım müzisyenlerden birine ait.

Umut elbette "özgür müzikte"!

Üç Kuruşa Beş Şarkı 


Lise yıllarında yayınlanmayı planladığım ilk şiir kitabımın isminin "Üç Kuruşa Beş Şiir" olmasını hayal ediyordum. İlk şiirimi o kadar yılın sonunda hala çıkınımda bir kırmızı elma ile birlikte taşıyorum.

Elin,
Serçe parmağıma da değildi.
Ötekilere de.
Ama en çok,
O hissetti ve sevdi seni.”

O günlerde, şiir yazabileceğim bir sevgilim yoktu. Zaten olsaydı şiir yazmak yerine onu öperdim. İnsan bu kadar yaşayınca aşkla öpüşmeden yaşadığı tüm anlar için küfrediyor.

Derman İskender bu şiiri, 80'li yılların sonunda Haliç'e karşı dinlediğinde anladım ki, şiir sonsuz yaşamın iksiri. Yani eğer yazabilirsen ölümsüzlüğü bulmuşsun demektir. O bir şairdi, ben ise köprü altında, hayatının ilk birası ile sarhoş olup, hayatının geri kalanını bu kafayla geçirmeye karar vermiş bir ahmak. Zeki abi son birama el koymasa idi Sarayburnu açıklarından kayalıklara vurabilirdim o gün, zira Küçük İskender büyük filozof şiirle kurşuna dizmişti beni. 

Yarım yüzyıl boyunca pek çok filozof tanıdım. Antik Yunan Filozoflarından ya da Frakfurt Okulu’ndan öte, mucizevi bir şekilde dokunabildiğim filozoflardan bahsediyorum. Mesela Hüseyin Avni Dede’den, Nick Cave’den ya da Ortaçgil’den –her ne kadar kırılmış olsam da… 50’ye yaklaşmışken ve pek de artık mucizeye umut kalmamışken başka bir filozofla karşılaştım: Şevket Akıncı. Aynı coğrafyada yaşayıp, aynı anılara sahip olup ve dahi yüzlerce ortak arkadaşa rağmen bugüne kadar karşılaşamamış olmam tamamen benim eksikliğim.  

Tandığım tüm bu filozofların ortak özelliği iksiri biliyor olmalarıydı. Ölümü ölümsüzlüğe, çirkini güzele, tenekeyi altına çeviren iksiri. 

Ekşi’de şöyle yazar, “Vaktiyle Ada Müzik'ten "Uçurumda Açan" adlı bir albüm çıkarmıştır. Nekropsi'nin ilk albümünden sonra Türkiye'de en az bilinen ikinci albümdür.“ 
Cem ve Cevdet ile tanışıklığımın üzerinden 26 yıl geçmiş. Az bilmek bizi özgürleştirebilir mi? Sanıyorum ayrıca konuşmak gerekir bunu. 

Bir de şöyle bir şey var ki sanıyorum, hislerimin tercümanı; “Serbest doğaçlamada ülkenin önde gelen isimlerinden... hatta entellikte kulak yakan sınırdaki müzisyenlerden (eniştem Serra Hanım’ı coşturuyor. avi). o videodan varın doğaçlamanın sınırını siz hayal edin.

Avangard işler yapar sürekli farklı ses, farklı titreşim, farklı doku ve farklı ten arayışındadır (sonuncusunu ben uydurdum). Bazen gitardan anlamsız sesler çıkardığında, ortamda gitar çalamayıp eline alıp gürültü yapan adamlar gibi algılanır ama öyle değildir tabi (bu cahiller anlamaz hocam, sen bize anlat). Gam bir kompozitördür. Gitarın Aynştaynıdır.

Düğünümde bi Pink Floyd'un bir de Şevket Hoca’nın çalmasını isterim ama Çankırılı akrabalarım anlamaz, “Kafa, beyin komadı yeminle" der de gönlünü kırar diye bu fikrimden vazgeçeceğim ellaham. 


Büyük soğuktan önce kimse uyumuyor
Adlardan yoksun bir dünya
Ve sudan bir merdiven
Saatlerin denize döküldüğü yerde

Zirveye vardığımızda tırmanmaya devam ediyoruz

Büyük soğuktan önce gürültü ve duman”

Tam da bugündeymişiz gibi dünü anlatmış bu şarkısında. Büyük ve serin bir şarkı. Evet serin bir şarkı adından ya da sözlerinden öte yarattığı metafor üzerinde büyüyerek serinliyor şarkı. Ve daha ne cevherler ne iksirler var albümde. Dinlemelisiniz. Sevmelisiniz. 

Albüm yıldızlar geçidi gibi. 

Vokal, Elektrik Gitar, Akustik Gitar, Efektler: Şevket Akıncı
Vokaller: Sumru Ağıryürüyen, Ruşen Alkar, Duygu Argın, Ülkü Aybala Sunat, Selin Baycan, Gülce Duru, Esra Kayıkçı, Ceyda Özbaşarel, Saadet Türköz, Şirin Soysal, Başak Yavuz, Zeynep Kaya Béraud
Akustik Gitar, Elektrik Gitar, Tuşlu Çalgılar, Osilatör: Cansun Küçüktürk 
Akustik Perdesiz Bas: Yıldırım Yalçınkaya
Shruti Box: Başak Yavuz
Udu, Şaman Davulu: Nihal Saruhanlı
Viyolensel: Anıl Eraslan
Bağlama, Saz: Özün Usta
Vurmalı Çalgılar: Ethem Saran
Remix: Orçun Baştürk [47 Ağustos 1997]
Diğer Katılımcılar: Kızı Ece Ve Oğlu Deniz
Kayıt & Mastering: Cansun Küçüktürk
Kayıt Yeri: Cansun Küçüktürk’ün Ev Stüdyosu
Yapım: Kalan Müzik
Yapımcı: Hasan Saltık
Kapak İllüstrasyonu: Dünya Atay
Fotoğraf: Mehmet Taylaner
Tasarım: M. Turan Ercan
Süre: 01:00:00

Hani ağzımıdan düşürmüyoruz, kolektivizm, örgütlenmek vs. Bu albümdeki kolektivizmin yanında çok ucuz kalıyor söylediğimiz her şey. Kolektivizm bu albümün kendisidir. “O nasıl isimler öyle…” diye geçiriyorum içimden her dinlediğimde. Hangi albümde var bu kadar yıldız. Çok mutluyum Şevket ile karşılaştığım için. Çok mutluyum 50 yaşın getirdiği kum tanesi büyüklüğünde tecrübeye sahipken tanıdığım için. 
Kendisine “Arkadaş” ismini veren Zekai Özger en en az bilinen ya da en çok bilinen, şiiri “Merhaba Canım”da şöyle der finalde, biraz da korku içinde, 

…ve bir gün hiç anlamıyacaksınız
güneşe ve erkekliğe büyüyen vücudum
düşüvericek ellerinizden ellerinizden ve
bir gün elbette
zeki müreni seviceksiniz
(zeki müreni seviniz)”

Korkmadan sevebilirsiniz özgür müziği. Korkmadan seviniz Şevket Akıncı’yı ve o muazzam müzik insanlarını. İşte size sevmek için bir fırsat! Albüm burada:



3.500 kilometre uzaktan hasretle kucaklıyorum sizi. Ve Değerli Özge’m çok teşekkür ederim bu fırsat için.

Ha bir de avam bir not: Spotify’da bir şarkı dinleyince sizden para kesilmiyor. Ayrıca kolunuz kopmaz tıklayınca. Bize destek vermezseniz gelecekte sizi daha kötü bir yaşam bekliyor olacak bunu garanti ederim. Bırakın iyi ve özgür sanat içeri girsin. Pencereyi kaparsanız kuşlar içeri giremez.

13 Nisan 2020 Pazartesi

Müzikle iyileşiyoruz no. 26


Müzikle iyileşiyoruz serisi sol şeritten devam ediyor. Bugünün konuğu ise radyo programıcısı, mekanların aranan DJ'yi, sevgili arkadaşım, Güray Bozbay... Henüz hiçbirimizin cenazesi çıkmamışken o cenazesinde çalınsa iyi olacağını düşündüğü bir para seçti bizim için. Henüz hiçbirimiz ölmediğimiz için bugün parçayı son ses açabiliriz. Zira  çok yakın bir hekim arkadaşımın dediği gibi "Ne olabilir ki en kötü ölürüz". Rahat olun dostlar! 



Cenazemde çalsın istediğim parçalara  istediğim parçalar gençliğim boyunca bin kez değişti.


Erasure çalsın, The Smiths çalsın, Running Wild çalsın...

Böye bir manyaklığım var, evet. 
Ama artık kararım kesin, yabancı filmleri izleye izleye onların cenaze sahnelerinde çok duygulanırdım. Kamera son sahnelerde gökyüzüne  doğru yükselir, benim duygularım tavan yapardı. 

Öyle bir cenazem olacağını sanmıyorum ama yine de görüntü hazır beynimde.

William Orbit, “Water from a  Vine Leaf” çalacak, ben de mutlu mesut yolculuğumu taamlayacaktım.

En sevdiğim parça çünkü, kim bu adam, kim bu vokali yapan güzel kadın?
William Orbit Madonna'nın sabun köpüğü pop müziğinden çıkıp haysiyetli işer yapmaya başlamasının ardındaki adam. 

Kariyerine 1980’lerin ortalarında new wave grubu olan Torch Song ile başlamış olsa da adının büyük kitlelerce duyulması 1998 çıkışlı “Ray of Light” ile olmuştur. Zaten kendisi son albümünü de Maverick etiketiyle çıkarmıştır. Guerilla Records isimli bir de plak ˛şirketi vardır.

Finley Quaye gibi bir deli ile yaptıkları “Dice” isimli parça unutulmamalıdır. 

“Sea Green” ne kadar deneysel ve özelse, “Dice” da bir o kadar ayakları basan, coşturan ve kulağı sarmayalan bir parçadır.

Böylece “Bu adam ne yapsa, dinlenir” denilebilecek ender müzik adamlarından biri olduğunu kanıtlamıştır.

Peki bu ˛arkadaki güzel sesin sahibi kimdir?
Beth Ortona!

"Folktronica" türünün başlangıç sesidir. Bu mükemmel grupların hepsinde sesiyle var oldu.
 William Orbit, Andrew Weatherall, Red Snapper ve Chemical Brothers 
yetmez mi?

Ne zaman duysam durduğum yerden farklı yerlere götürüp getiren bu güzel parçalar yaptıkları ve beni mutlu ettikleri için onlara minnettarım.







12 Nisan 2020 Pazar

Müzikle iyileşiyoruz no. 25



Müzikle iyileşiyoruz serisinin, serinin hakkını kat be kat veren bir konuğu var bugün:  Tanıyanlarınız bilir tanımayanlarınız için onu Türkiye Reggea müziğinin kanımca en önemli isimlerinden biri olduğunu söylemem gerekiyor. O Good Vibes'ın solisti olarak bir "dişi aslan"sa (hep öyleydi gerçi) da aynı zamanda sahnelerin aranan rock solisti de. Bilmeyenler için Özge Ürer'in "Duvar" isimli albümünün linkini de Üstüne tıklayın açılacak) usulca buraya bırakıp aradan çekiliyorum.
Özge Ürer



Müzikle “Helak” olurken iyileşiyoruz.


Gündem acayip. Her gün büyüyen belirsizlik ve kaos ortamı. Dünyanın sonuna doğru mu gidiyoruz, yoksa yeni dünya düzenine mi geçeceğiz derken dünyanın sonu şarkısı Helak’tan geliyor: Akkor.

Kayıt ve yapım aşamasına yakından şahit olma fırsatım oldu Helak’ın yeni albümü “Heritor”a. 

“Heritor” kelime manasıyla mirasçı demek. Buradaki mirasçı zamana şahitlik yapan dünya acılarının mirasçısı bence. Helak yine kendine has, atmosferik, hipnotik riffli bu sefer daha karanlık ve yırtıcı bir müzikle karşımızda. Metal müzik ekseninde özgün ve memlekette sayılı gösterilecek işlerden biri. Albümün son şarkısı Akkor ise, bugüne kadar dinlediğim en iyi albüm finali şarkılarından. Onun da ötesinde dünyanın sonu şarkısı. Sanki koca küre ortadan yarılmış, hepimiz her şeyin farkında ve kabülü ile o yarıktan aşağıya doğru düşüyoruz. Yavaş, yavaş... Ağır, ağır... Düşerken de Heritor bize insanın geçmiş gelecek bütün yüklerini gösteriyor, manyetik bir alan gibi etrafımızı sarıyor. Gitarın zamanı yavaşlatan melodileri, davulun içimizi delen gümbürtüleriyle birleşiyor. Derinden gelen seslerle birlikte, nabz durmak üzere... Adı üstünde Akkor. Belki de dünyanın merkezine düşüyoruzdur, korun en ak olduğu yere. 

Geçmişimizle ve gerçeklerle yüzleşeceğiz ki iyileşelim. Helak’ın iyileştirici gücü de burada.

Dünya yıkılmadan yeniden nasıl kurulur ki?

Helak; Moklich, Onur Başkurt ve Onur Meriç’ten oluşuyor. Helak’ı ve yeni albüm “Heritor”u merak edenler için linkleri aşağıya bırakıyorum. Bloguna beni davet ettiği için sevgili dostum Özge Ç. Denizci’ye çok teşekkür ediyorum, umarım serinin hakkını verebilmişimdir. 
Şarkı "Akkor":


Albüm "Heritor":


Ayrıca: 




Helak:



















11 Nisan 2020 Cumartesi

Müzikle iyileşiyoruz no. 24

Son dört yıldır zaten karantinada gibi yaşıyorum. Zaman zaman labirentimi genişletsem de hep aynı düzlemin içinde gidip geliyorum. Sahilde bazen üstümden silkeleyip attığım kum zerrecikleriyle de milyonlarca kilometre uzaktaki yıldızlarla da bağımın olduğunu hissediyorum. 


Geçtiğimiz aylardan birinde kendimi iyice izole edilmiş bir yerde buldum. Hem zerafet hem de ziyafetin bir arada olduğu bir akşamdı. Soğuktu ama ateşimiz vardı. Yarı kapalı alandan tam açık alana doğru yürüdüm. Kafamı kaldırdım o anda herhangi bir şarkı çalmıyor olsaydı kulağıma The Beatles’ın “Because”unun salt acapella hali çalınırdı. Ama fonda bir müzik vardı ve beni ağlatıyordu. Aynı Lennon’un dediği gibi “It makes me cry…”  

Evimin olduğu yerde de böyle görünüyordu gökyüzü. Her gece görmek için can attığım ve kafamı kaldırdığımda orada olduklarını gözlerimle görerek de teyit ettiğim takım yıldızları; Orion, Cygnus, Ursa Major, Sirius Ay’ın olmayışının tadını çıkarıyormuşçasına elmas gibi parlıyorlardı. Gökyüzü parlak, hava ayaz, şarkılar birbirine paralel, içsel sorgular eğimli ve dikti. 

Fonda çalan şarkı yine bir John Lennon şarkısıydı ama ben bunun farkına varamayacak kadar sarhoştum hayatın önüme sunduğu güzelliklerden: “Oh My Love”. Tipik Lennon akor ve akor yürüyüşleriyle bezeliydi şarkı. “Imagine” albümünün ikinci yüzünün ikinci parçası olup 2 dakika 50 saniye sürüyordu parça. Yoko Ono’nun da parçada imzası vardı. Parça sonraları Lennon’a ait başka albümlerde de yer aldı. 1998 yılında “Wonsaponatime” ve 2006 yılında yayınlanan “The U.S. vs. John Lennon”. O kadar çok farklı versiyonu yapıldı ve o kadar çok cover’landı ki saymakla bitmez.

Ancak o gece beni hem toprakla, yeryüzüyle hem de sonsuz gökyüzüyle bağlayan piyanist ve kompozitör Jacky Terrasson’un 2012 yılında çıkardığı neredeyse yarısı cover’lardan oluşan albümü “Gouache”un 6. parçası olan ve 30 yaşında (aklım bir an Otostopçunun Galaksi Rehberi’ne kaydığı için özellikle yaşını yazdım) Grammy’li ve kariyerinin doruğunda olan caz şarkıcısı Cécile McLorin Salvant ‘ın yorumu bütün diğer cover’lardan farklı bir noktada duruyordu. 

Her gün en az bir tur kafamda dönen parçanın bana yarattığı etkiyi umarım siz de duyumsarsınız. Size önerim evin içinde de olsanız sizi özünüze geri döndürebilecek canlılarla birlikte dinleyin parçayı. Bir saksı petunya, menekşe, mum çiçeği, benjamin ya da hangi saksı bitkiniz varsa parçayı açıp onun yanına gidin. Evcil hayvanınız varsa ve alabiliyorsanız koynunuza alın. Çocuğunuz varsa onunla yoksa sevgilinizle, ev arkadaşınızla dinleyin parçayı. Hiçbiri yoksa kollarınızı aksi istikamette birleştirip kendinize en ateşli sevgilileri bile kıskandıracak kocaman bir kucak yapıp eşlik edin parçaya biraz da salınarak eşlik edin parçaya hem de laf olsun diye değil şifa niyetine! 

Umut doğada, doğamızda , özümüzde, kollarımızın arasında… 

Umut yüreğimizde, umut bizde! 

Sağlıcakla…

                                                                          



Oh My Love
Oh my love for the first time in my life
My eyes are wide open
Oh my love for the first time in my life
My eyes can see
I see the wind
Oh, I see the trees
Everything is clear in my heart
I see the clouds
Oh, I see the sky
Everything is clear in our world
Oh my love for the first time in my life
My mind is wide open
Oh my lover for the first time in my life
My mind can feel
I feel the sorrow
Oh, I feel dreams
Everything is clear in my heart
I feel life
Oh, I feel love
Everything is clear in our world

10 Nisan 2020 Cuma

Müzikle iyileşiyoruz no. 23

Bugün için bambaşka bir şarkı seçmiştim. Hatta bugün iki şarkı birden yayınlayacaktım. Ancak
dün geceki gelişmelerden sonra o şarkıların yeni doğan gün için hiçbir anlamı kalmadı.

Hepimizin yoğun stres atmaya ihtiyaç duyduğu son zamanlarda dün geceki iki saat içinde stresimizi her türlü attık. Ağlanacak halimize gülerken elbette ki kafalarımızda hunilerimiz vardı. Neyse...

Dün gece olan biten için seçtiğim şarkı Beastie Boys'dan Sabotaj. Sebebi şarkıda gizli. 2 günlük sokağa çıkma yasağının şokuyla gidecek yer bulamayıp kendinizi markette bulmuş ve hatta sadece iki şişe kola ya da en küçük çocuğunuz 15 yaşında olmasına karşın onlarca paket bebek bezi almış olabilirsiniz. Bunların hiçbirinde sıkıntı yok. Çünkü şarkıda da dediği gibi "Bu bir sabotaj".

Her ne kadar şarkı canlarını sıkan ses mühendisine atıf olarak yazılmışsa da durumumuza çok uygun. "Transpotting" filminin girişine ilham olmuş olan klipleriyle Beastie Boys'un "Sabatoge" şarkısı karşınızda. İmkanı olan sesi açsın, yatakları ayarlasın, çünkü birlikte zıplayacağız ve keçilerden önce covid-19 başta olmak üzere bütün virüsler kaçacak.

Şarkıda geçen "Beni tek bir tuşa basarak kapatır mısın?" sözünü yakın zamanda hepimiz ciğerimizde hissetmeye başladık. Amman diyeyim, dikkat! Kendimize sabotaj yapmayalım!

Sabotage
I can't stand it, I know you planned it
I'm gonna set it straight, this Watergate
I can't stand rocking when I'm in here
Because your crystal ball ain't so crystal clear
So while you sit back and wonder why
I got this fucking thorn in my side
Oh my, it's a mirage
I'm tellin' y'all, it's sabotage

So listen up 'cause you can't say nothin'
You'll shut me down with a push of your button?
But yo, I'm out and I'm gone
I'll tell you now I keep it on and on

'Cause what you see you might not get
And we can bet. so don't you get souped yet
You're scheming on a thing that's a mirage
I'm trying to tell you now. it's sabotage

Why our backs are now against the wall
Listen all of y'all, it's a sabotage
Listen all of y'all, it's a sabotage
Listen all of y'all, it's a sabotage
Listen all of y'all, it's a sabotage

I can't stand it, I know you planned it
But I'm gonna set it straight, this Watergate
But I can't stand rockin' when I'm in this place
Because I feel disgrace because you're all in my face
But make no mistakes and switch up my channel
I'm buddy rich when I fly off the handle
What could it be, it's a mirage
You're scheming on a thing - that's sabotage


Müzikle iyileşiyoruz no. 22


Hazır ilk çalma listemi (bakınız bir önceki yazı) çocuklara ithaf etmişken “Müzikle İyileşiyoruz” serimizin 22’cisinde bu konuyu deşeyim dedim. 

Ortalık da kan revan içindeyken, çocuklar evde düz duvara tırmanırken anne babaların da ses şiddetleri ona eşlik ediyor. 
Eba açılmaz, dersler çalışılmaz, parka hiç çıkılamaz, durumdayken bir gün okullar açılacak ve çocuklar bu uzun teneffüsten sıkılmışken koşarak okullarına gidecek anne babalar da bir rahat edecek umudunu hep birlikte taşıyoruz. Sistem içindeyken elbette bunu eleştiriyorduk. Lakin sosyalleşemeyen ve dışarı çıkamayan çocuklarımıza hatırlatmamız gereken şey kesinlikle "Özgürlük sen neredeysen orada" olmalı. Tıpkı şarkıda dediği gibi... 

Vesilesiyle öğretmenlerimizin de kıymetini bir kez daha anlıyoruz. 
Nedir? - Şubadap Çocuk
Kasmayın kaliteli zaman, etkinlik falan diye… Çok sayıda etkinlik anksiyete de yapabilir. 

Boş zaman da iyidir üstelik. 

Boş zamanı konser izleyerek, müzik dinleyerek, dans ederek, hatta konser vererek geçirmek anksiyeteye iyi gelir. 

Şaka bir yana ara sıra yayınlanan canlı Şubadap konserlerinin yanı sıra, Yine Şubadap’ın önceki konser ve şarkılarının videolarına YouTube kanalları üzerinden ulaşabilirsiniz. Keşke Şubadap gibi pek çok müzik grubumuz olsa… 

Bir de çocuklar gerçekten bu kadar uzun teneffüs mü istiyorlardı? İşte günün şarkısı! Bugün mesaisi olanlar yarın, olmayanlar bugün çocuklarla dansa... Haydi! Bu günler bitecek biz yine aynı gökyüzünün altında buluşup dans edeceğiz, kesin bilgi! 


Unutmadan ekleyeyim. Her sabah 10.00’da Gökçe Gürçay evden çocuklara kendin kendini çal diyor. https://www.facebook.com/playwithcheche/ 


Not: Halk sponsorluğunda, copyleft'li işlerin çoğalması umuduyla...


Özgürlük

Bak bak özgürlük sağında
Bak bak özgürlük solunda 
Bak bak özgürlük arkanda 
Bak bak önünde, 
zıpla zıpla yukarda 
Sen nerdeysen orada özgürlük



 




Dersler çok uzun teneffüsler kısa

Kaç dakika sürüyor inmek
kaç dakika sürüyor çıkmak 
kaç dakika sürüyor koşmak 
kaç dakika sürüyor teneffüs 
hiç yetmiyor 
dersler çok uzun 
teneffüsler çok kısa 
dersler çok uzun 
teneffüsler kısa 
kaç dakika sürüyor oyun 
kaç dakika sürüyor yemek 
kaç dakika sürüyor tuvalet 
kaç dakika sürüyor teneffüs 
hiç yetmiyor dersler çok uzun 
teneffüsler çok kısa 
dersler çok uzun teneffüsler kısa







Türkiye’nin Off-road Şampiyonu Datça’dan Çıkacak

Datça 1. Çamur Çukur Festivali'ne hoş geldiniz! Datça’da eş zamanlı yürütülen yol ve altyapı çalışmaları, ilçeyi neredeyse bütünüyle bir...